Bu Hadis-i Şerif Hayatınızı Değiştirebilir! | Abdurrahman Büyükkörükçü
Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi bu sohbetinde, elindeki hadis kitabını açarak okuduğu bir hadis-i şerif üzerinde duruyor: Allah bir kulunu sevdiğinde onu imtihanla, sıkıntı ve çileyle karşı karşıya bırakır. Sohbet, bu ölçüden hareketle dertler karşısında müminin nasıl bir tavır alacağını anlatıyor.
Musibetin Ardındaki Hikmet
Hocaefendi, aktardığı rivayete göre Cenab-ı Hakk'ın sevdiği kuluna bela ve musibetler vermesinin sebebini, o kulun "Ya Rabbi" deyip yalvarmasını, kapısına dönmesini istemesine bağlıyor. İnsanın hep nimet içinde kaldığında şımarabileceğini, oysa bir diş ağrısının, bir yorgunluğun bile insana dua ettirdiğini söylüyor.
Kur'an Diliyle Dua Etmek
Sohbette, Efendimizin en çok yaptığı duanın dünyada ve ahirette iyilik isteyen dua olduğu hatırlatılıyor. Hocaefendi, kendisine sıkıntısını anlatıp tavsiye isteyen kardeşlerine verdiği cevabı da paylaşıyor: Bakara suresinin sonundaki Âmenerrasûlü bölümünde yer alan duaları okumak. Babasının dostlarına bu bölümü her gün okumayı tavsiye ettiğini naklediyor ve orada "güç yetiremeyeceğimiz yükü bize yükleme" gibi duaların bulunduğunu hatırlatarak, mealine de bakılmasını, böylece Allah'ın kelamıyla dua edilmiş olacağını söylüyor.
Sabır ve Edep Dengesi
Hocaefendi, hastalığın ve sıkıntının mümin için bir arınma vesilesi olabileceğini büyüklerden nakillerle anlatıyor. Ancak buradan yanlış bir sonuç çıkarılmaması için önemli bir kayıt düşüyor: Kulun Allah'tan çile istemesi edebe uygun değildir; biz daima afiyet isteyeceğiz, sıkıntı geldiğinde ise sabredeceğiz. Bu ölçüyü, sohbetinde saygıyla andığı büyüklerden birinden duyduğu şekliyle naklediyor.
Çilenin Karşısında İki Tavır
Abdülkadir Geylani Hazretleri'nden naklen, çilenin farklı sebeplerle gelebileceği anlatılıyor. Kimi zaman insan işlediği günahın karşılığını görür; burada iki tavır ortaya çıkar. Kimi kişi isyan eder ve tehlikeli bir çizgiye savrulur; mümin ise sükûnetle karşılar, hatta hatasını hatırlayarak sabreder.
Dünya Nedir?
Sohbetin son bölümünde hocaefendi büyüklerin koyduğu ölçüyü aktarıyor: Seni Allah'tan uzaklaştıran her şey senin dünyandır; seni Allah'a yaklaştıran her şey ise senin için hayır ve berekettir. Servet, ticaret ve mal tek başına kötülenmiyor; ölçü, insanı kulluktan alıkoyup alıkoymadığı. Bunu somutlaştırmak için Tebük Seferi hatırlatılıyor: Hz. Ebubekir malının tamamını, Hz. Ömer yarısını getirmiş, Hz. Osman ise ordunun önemli bir bölümünün teçhizatını Efendimizin önüne yığmıştı. Hocaefendi, Efendimizin Hz. Osman hakkındaki memnuniyetini nakletmesinin ardından, aynı dünyalığın Allah yolunda kullanıldığında nasıl bir sermayeye dönüştüğüne dikkat çekiyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.