Allah'a (c.c.) Tevekkül Edin (04.09.1965)- Medineli Hacı Osman Efendi
Tevekkül, sonucu Allah'a bırakmak kadar, sıkıntı anında kimin kapısına gidileceğini bilmek demektir. Bu sohbette tevekkülün ne olduğu, imanı kuvvetli insanın musibet karşısındaki duruşu, sabrın ardından gelen rızık ve tevekkül edenin diliyle kalbinin nasıl bir olduğu anlatılıyor. "Allah'a tevekkül etmek pratikte neye benzer?" sorusu, kıssalar üzerinden somutlaştırılıyor.
Musibet Gelince İlk Kapı
Sohbette, imanı kuvvetli kimsenin başına bir sıkıntı geldiğinde doğrudan Allah'a dayandığı, kul kapısında küçülmediği anlatılıyor. Allah'tan korkan ve tövbe eden kulun darda kalmayacağı, ummadığı yerden bir çıkış ve rızık verileceği mealindeki ayetler hatırlatılıyor. Ancak her işin bir vakti olduğu da vurgulanıyor: dua edilir, kabul olduğuna inanılır ve vakti beklenir. Hocaefendi, ümmetin bu ayetin gereğiyle amel etseydi bu kadar sıkıntı çekmeyeceğini ifade ediyor.
Dağdaki Âbid ve Köpek Kıssası
Anlatılan kıssaya göre uzun süre dağda inzivada kalan bir âbid, bir gün ihtiyaç için kapı kapı dolaşmaya iner. Yolda peşine takılan bir köpeği ekmek atarak savmaya çalışır; ekmekleri bitince köpeğe çıkışır. Kıssanın anlattığına göre asıl edepsizliğin, ibadet seccadesinden kalkıp Allah'tan başkasının kapısında el açmak olduğu kendisine hatırlatılır.
Sabrın Dördüncü Günü
Hocaefendi, bir ailenin yoklukta sabredip tevekkülü elden bırakmaması hâlinde ilahi yardımın gecikmeyeceğini bildiren rivayeti aktarıyor. Yine bir milletin yükselmesinin güzel ahlak ve gönül tokluğuyla, alçalmasının ise hainlik ve aç gözlülükle geldiği ifade ediliyor. Sohbette sabır, pasif bir bekleyiş değil; ilahi vaade duyulan güvenin en somut hâli olarak sunuluyor.
Allah'ı Kefil Gösteren Adam
Sohbetin en dikkat çekici kıssalarından biri, borç alırken şahit ve kefil olarak Allah'ı gösteren kişinin hikâyesidir. Vade geldiğinde alacaklısına ulaşamayan borçlu, parayı bir ağaç kütüğünün içine koyup denize bırakır ve "Ya Rabbi, sahibine ulaştır" diye dua eder. Anlatılana göre kütük alacaklının bulunduğu kıyıya ulaşır ve para eksiksiz olarak sahibine geçer. Hocaefendi bu kıssayı naklederken, böyle bir teslimiyetin herkeste bulunmayan bir kalp kuvveti gerektirdiğini, şüphesiz bir güvenle istemenin esas olduğunu söylüyor.
Tevekkülün Basamakları ve Zikri
Sohbette insanın manen yükselmesi için gereken hâller arasında tevekkül, zühd, kanaat, tövbe ve ibadette devamlılık sayılıyor. Müminin hem dünya hem ahiret kaygısı taşıdığı için daha çok yorulduğu; imtihanın hastalıkla, darlıkla, evlat ve akraba üzerinden gelebileceği, bu durumda "innâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn" demenin sevabı hatırlatılıyor. Tevekkül ehlinin zikri olarak "lâ havle velâ kuvvete illâ billâh" ifadesi öne çıkarılıyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.