Zikrullah inanan bir kulun yapabileceği en güzel iştir ! | Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi
Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi bu sohbetinde zikrullah konusunu ele alıyor ve inanan bir kulun yapabileceği en güzel işin Allah'ı anmak olduğunu anlatıyor. Hocaefendi'nin zikir tarifi geniştir: Zikir sadece belirli kelimeleri tekrar etmek değil, Allah'ı hatırdan çıkarmamak, her hâlde O'nunla beraber olmaktır.
Zikir nedir
Sohbetin girişinde hocaefendi zikri, Allah'ı anmak, yad etmek, unutmamak ve O'nunla beraber olmak diye açıklıyor. Elhamdülillah, inşallah, bârekallah gibi ifadelerin de zikrin içinde olduğunu, ancak zikrin bunlardan ibaret sayılamayacağını söylüyor. Büyüklerin tavsiyesini de aktarıyor: Allah ile beraber ol; O'nunla beraber olan kimsenin uykusu da uyanıklığı da, sağlığı da hastalığı da, gençliği de yaşlılığı da bereketlenir.
Besmele ile başlamak
Hocaefendi, besmelenin faziletine ayrı bir başlık açıyor. Bir işe besmeleyle başlamanın, o anda Allah'ı hatırlamak demek olduğunu söylüyor. Buradan çıkardığı ölçü şudur: Her işine besmeleyle başlayabilen kişi, ancak besmeleyle başlanabilecek işler yapan kişidir. Sohbette ayrıca, "Siz beni zikredin, ben de sizi zikredeyim" mealindeki ayet hatırlatılıyor.
Dilden kalbe inen zikir
Hocaefendi, zikrin dil ile başlayıp kalbe inmesi gerektiğini vurguluyor. Dilin Allah'ın zikriyle ıslak kalmasını öğütleyen rivayeti hatırlatıyor ve asıl maksadın kalbi devamlı Allah ile meşgul tutmak olduğunu söylüyor.
Musa aleyhisselamın istediği zikir
Sohbetin orta bölümünde bir rivayet aktarılıyor. Anlatılana göre Musa aleyhisselam kendisine özel bir zikir öğretilmesini niyaz etmiş, kendisine kelime-i tevhid tavsiye edilmiştir. Herkesin bildiği bu zikirden başkasını isteyince ise şöyle bir ölçü verilmiştir: Varlık âlemindeki her şey bir kefeye, kelime-i tevhid diğer kefeye konsa tevhid ağır gelir. Hocaefendi buradan hareketle bu zikri çokça okumayı tavsiye ediyor.
En güzel zikir: Kur'an ve salat ü selam
Hocaefendi, zikrin en mükemmelinin Kur'an tilaveti olduğunu söylüyor. Allah ile konuşmak isteyenin Kur'an okuması gerektiğine dair sözü hatırlatıyor ve Ramazan'a doğru hatim başlanmasını tavsiye ediyor. Salat ü selamı da hem kolay hem çok bereketli bir amel olarak öne çıkarıyor. Ayrıca ezan okuyanların mahşerde ayrı bir iltifata mazhar olacağına dair rivayeti aktarıyor.
Delik ambar tehlikesi
Sohbetin son bölümünde hocaefendi çarpıcı bir benzetme kullanıyor. Geceleyin seccadede kazanılanın gündüz gafletle kaybedilebileceğini anlatırken, yukarıdan buğday dökülen ama altında sayısız delik bulunan bir ambar tasvirini aktarıyor: Ambar bir türlü dolmaz. Bu sebeple kullukta dürüst olmayı, bir yandan zikredip öbür yandan kazanılanı boşa harcamamayı öğütlüyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.