Bu program, Urfa'nın Eyyübiye mahallesinde medfun bulunan Hacı Şükrü Efendi'nin hayatını konu ediyor. 1905'te doğup 1985'te vefat eden, yani yakın döneme ait bir zatın hayatı, kaynak bir eserden okunarak ve zaman zaman kendi anlattığı hatıralar nakledilerek aktarılıyor.
Medrese yılları
Anlatıldığına göre asıl adı Muhammed Şükrü olan Hacı Şükrü Efendi, Adıyaman'a bağlı bir köyde dünyaya gelmiş. Babası onu on yaşlarındayken Urfa'ya götürerek buradaki bir cami bünyesindeki medreseye yerleştirmiş. Savaş yıllarını bu medresede tahsille geçirmiş; 1925'te medreselerin kapatılmasıyla öğrenimini yarıda bırakmak zorunda kalmış.
Hocaları ve okuduğu ilimler
Programda hocalarının silsilesi ayrıntılı biçimde anlatılıyor. Kur'an-ı Kerim'i tecvidle, belli bir kıraat üzere, Mısır'da yetişmiş bir hocadan ders almış bir hafızdan öğrendiği naklediliyor. Sarf, nahiv, tefsir, hadis ve fıkıh gibi ilimleri ise Urfa'nın tanınmış bir müftü ailesinden gelen bir âlimden okumuş. Arapçasını ilerletmek için konuşma dersi ve hüsn-i hat dersi de aldığı, ancak bu derslerin hocalarının kaynaklarda belirtilmediği dürüstçe ifade ediliyor. Tahsilinden sonra memleketine dönmüş ve bir köyde imamlığa başlamış; bu sebeple uzun yıllar o köyün adıyla anılmış.
Aldığı nasihat
Programın en çok üzerinde durduğu bölüm, kendisinin naklettiği bir nasihat. Bağlandığı zat ona şunları tembih etmiş: Bu yol Peygamber Efendimiz'in ve ashabının yoludur; kıl kadar bile şeriatın dışına çıkmayın. İstikamet üzere olmayan birinde olağanüstü hâller görülse bile bunun bir kıymeti yoktur. Sünnete uymak esastır; kim sünnete riayet ederse maksadına ulaşır. Namazı daima cemaatle kılın ve kimseye beddua etmeyin. Programda bu ölçünün, anlatılan bütün Allah dostlarında ortak olduğuna dikkat çekiliyor.
1941 hac yolculuğu
Hacı Şükrü Efendi'nin kendi anlattığı hac hatırası da naklediliyor. O yıllarda hacca gitmenin ne kadar zor olduğunu, elindeki az miktar arpayı satarak yola çıktığını, İstanbul'a bir ziyarete gittiğini anlatıyor. Anlatılan hatıraya göre ziyaretine gittiği zat, o daha derdini açmadan hac niyetini dile getirmiş ve o yıl değil ertesi yıl gidebileceğini söylemiş. Nitekim yolculuk ertesi sene gerçekleşmiş; Şam üzerinden gemiyle Cidde'ye ulaşılan uzun bir yolculuk olmuş.
Vefatı ve geride bıraktıkları
Son bölümde 1981'de ağır bir hastalık geçirdiği, o dönem yerine bir halife bırakamamış olmanın kendisini düşündürdüğü anlatılıyor. Vefatında sokaklara sığmayan bir kalabalığın toplandığı, 1978'de yaptırdığı camiye götürülerek oraya defnedildiği naklediliyor. Program, yakınlarının ve tanıyanların anlattığı birkaç hatırayla tamamlanıyor.
Bu yazı, programın ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.