Fatiha Suresi Tefsiri-2 (14-07-2013) - Abdurrahman Büyükkörükçü Hoca
Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi, ramazan sohbetlerinin bu bölümünde bir önceki günden yarım kalan Fatiha suresi dersini tamamlıyor. Kur'an okumaya nasıl başlanacağından başlayıp surenin ayetlerini kelime kelime açıklıyor ve sonundaki "âmin" duasının faziletiyle dersi bitiriyor.
Okumaya Sığınarak Başlamak
Hocaefendi sohbete, Kur'an'ın Allah kelamı olması sebebiyle insanın onunla arasına girmek isteyen engellerden söz ederek başlıyor. Kur'an okunacağı ya da namaza durulacağı sırada akla gelmedik meşguliyetlerin gelmesini bu çerçevede değerlendiriyor. Bu yüzden Kur'an tilavetine başlarken önce eûzü ile Allah'a sığınmanın emredildiğini hatırlatıyor; ardından besmele ile başlanacağını söylüyor. Aynı edebin her hayırlı işin başında geçerli olduğunu ifade ediyor.
Fatiha'nın Faziletine Dair Bir Hatıra
Dersin ilk bölümünde, tefsir kitaplarında yer alan ve Buhari'nin rivayet ettiği bir hatıra aktarılıyor. Anlatıma göre bir sahabi mescitte nafile namaz kılarken Efendimiz onu çağırır; namazını bitirip geldiğinde neden geciktiği sorulur ve müminlere kendilerine hayat verecek bir çağrıya icabet etmeleri emrini bildiren ayet hatırlatılır. Ardından Efendimiz elinden tutar ve mescitten çıkmadan ona Kur'an'ın şanı en yüce suresini öğreteceğini söyler; bu sure Fatiha suresidir.
Hamd, Rab ve Âlemler
Sohbetin ana gövdesi surenin açıklamasına ayrılıyor. Hocaefendi "elhamdülillah" ifadesindeki hamd kelimesinin övmek, senada bulunmak anlamına geldiğini; başındaki harfi tarif sebebiyle müfessirlerin bunu "hamdin her çeşidi" olarak açıkladığını aktarıyor. Kur'an'ın hamd ile başlamasının sebebini, hamde hakkıyla layık olanın yalnız Allah olmasına bağlıyor. "Rab" kelimesini yaratıp besleyen, büyüten ve bütün varlıkların ihtiyacını gören kudret olarak açıklıyor. Âlemler kelimesini ise genişçe ele alıyor: kuşların, denizdeki canlıların, toprak altındaki varlıkların, meleklerin ve yıldızların her biri ayrı birer âlem olarak anlatılıyor. Rahman ve Rahim isimlerine ise bir önceki derste besmele bahsinde değindiğini hatırlatıyor.
Doğru Yol Duası ve Âmin
Surenin son bölümünde, kulun kendisini doğru yola iletmesi için Rabbine yalvardığı, nimete erdirilenlerin yolunu isteyip gazaba uğrayanların ve doğrudan sapanların yolundan sakınmayı dilediği anlatılıyor. Hocaefendi bunu, müminlerin aynı duada birleşmesi bakımından güzel bir beraberlik olarak yorumluyor. Dersin sonunda, Fatiha bitince "âmin" denilmesine dair rivayeti naklediyor: Bir kulun âmin demesi o esnada meleklerin âminine denk gelirse geçmiş günahlarının bağışlanacağı müjdelenmiştir. Hocaefendi bu müjdenin ömürde bir kez bile olsa nasip olmasını temenni ederek ve dua ile dersini tamamlıyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.