Efendimizin Tavsiye Ettiği İki Şifa Kaynağı ! | Abdurrahman Büyükkörükçü
Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi bu sohbetinde, Peygamber Efendimizin ümmetine tavsiye ettiği iki şifa kaynağını anlatıyor. Sohbetin çerçevesi ise daha geniş: Kur'an'ı hayatın dışında bırakan bir yaşayışın sonunun pişmanlık olduğu.
Kur'an'dan Başkasıyla Amel Etmek
Hocaefendi söze, ister ferdi hayatta ister ticarette ister aile hayatında olsun, Kur'an'ın gösterdiği çizginin dışına çıkanın sonunda nedamet duyacağını söyleyerek başlıyor. Kur'an'a muhalefetin Allah'a muhalefet anlamına geldiğini ifade ediyor. Ticaret bahsinde, alışverişin ölçülerini bilmeyenlerin çarşıda alışveriş yapmaması gerektiğine dair Hz. Ömer'den nakledilen sözü hatırlatıyor. Ona göre insanı bu çizgiden uzaklaştıran şey, nefsin ve kısa vadeli menfaatin baskısıdır.
İki Şifa Kaynağı
Sohbetin ana konusu, Efendimizin "size şu iki şifayı tavsiye ederim" diyerek Kur'an'ı ve balı zikrettiği rivayet. Hocaefendi, balın şifa taşıdığını bildiren ayeti hatırlatıyor ve katıldığı bir sempozyumda dinlediği bir hatırayı aktarıyor: Yurt dışından gelen bir hekim, uzun süre iyileşmeyen açık yaraların bal ile tedavi edildiğini anlatmış ve görüntülerini paylaşmıştır.
Kur'an'ın Şifası
Asıl üzerinde durduğu kaynak ise Kur'an. Hocaefendi, İsra suresinin 82. ayetini hatırlatarak Kur'an'ın müminler için şifa ve rahmet olduğunu söylüyor. Aynı ayetin devamında, bu ayetlerin zalimlerin ancak hüsranını artırdığının bildirildiğini de aktarıyor; yani aynı kelam, kişinin haline göre farklı bir karşılık buluyor. Kur'an'da içinde şifa kelimesi geçen altı ayet bulunduğunu, bunlardan birinin de bu ayet olduğunu belirtiyor. Fatiha suresinin isimlerinden birinin de şifa ile anıldığını söyleyerek, tesirin ihlasla ve gönül temizliğiyle doğrudan bağlantılı olduğunu vurguluyor.
Kur'an Okumak Ne Demektir?
Hocaefendi burada meseleyi bir adım öteye taşıyor. Ona göre Kur'an okumak, Allah'la beraber olmak, O'nun nasihatini dinlemektir. Efendimizin "Rabbiyle konuşmayı seven Kur'an okusun" mealinde nakledilen sözünü hatırlatıyor. Camiye gelmenin, safta durmanın, secdeye kapanmanın tesadüfi işler olmadığını; bunların kula verilmiş büyük bir imkân olduğunu söylüyor.
Okumak İçin mi, Yaşamak İçin mi?
Sohbetin son bölümünde hocaefendi, Kur'an'ın dağlara indirilseydi onların Allah korkusundan parçalanacağını bildiren ayeti hatırlatıyor ve bu misalin insanlar düşünsün diye verildiğini söylüyor. Buradan çıkardığı sonuç net: Kur'an anlaşılmak ve yaşanmak içindir; onu yalnız belirli merasimlere, kabir başına ya da başka maksatlara sıkıştırmak indiriliş gayesine uymaz. Sohbeti, maddi ve manevi bütün dertlerde Allah'ın kelamına başvurma çağrısıyla, şifanın Allah katından olduğunu hatırlatarak bitiriyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.