Kuran'a karşı ilk tepkiyi yine Araplar göstermedi mi ?! | Timurtaş Uçar Hoca
Timurtaş Uçar Hocaefendi bu sohbetinde Kur'an-ı Kerim'in neden Arapça indirildiği sorusunu ele alıyor ve dikkat çekici bir tarihî hatırlatma yapıyor: Kur'an'a karşı ilk ve en sert tepkiyi gösterenler, dili en iyi bilenler, yani o günün Arap edebiyat ve belagat ustaları olmuştur.
Her Peygamber Kendi Devrinin Diliyle Geldi
Hocaefendi konuya bir kaide ile giriyor. Peygamberlerin gönderildiği her devirde, o bölgenin halkı hangi alanda ileriyse, mucize de o alanda tecelli etmiştir. Kur'an'ın indiği dönemde Arap toplumunun en güçlü olduğu saha şiir, hitabet ve dilin ustalığıydı. Dolayısıyla Kur'an, o çağın en büyük söz ustalarına, kendi dillerinde meydan okuyarak geldi.
İtiraz Dili Anlamayanlardan Gelmedi
Sohbetin ana tespiti burada: Kur'an'a karşı ilk itirazı, onun ne dediğini anlamayanlar değil, tam tersine Arapçayı en iyi bilenler yaptılar. Hocaefendi bu noktayı, meselenin bir dil meselesi olmadığını göstermek için vurguluyor. Anlamak ayrı, teslim olmak ayrıdır.
Meydan Okuma Âyeti
Hocaefendi sohbette Bakara sûresinin 23. âyetine atıfta bulunuyor. Âyette, Kur'an'ın Allah katından olduğunda şüphesi bulunanlara benzerinin bir sûresini getirmeleri çağrısı yapılıyor; getiremeyecekleri bildiriliyor ve ateşten sakınmaları hatırlatılıyor. Hocaefendi, bu meydan okumanın asırlardır ortada durduğunu, bugüne kadar buna denk bir metnin ortaya konulamadığını ifade ediyor.
Anlamadan Sayfa Çevirmemek
Sohbetin en dikkat çekici bölümü, hatim usulüne dair. Hocaefendi, Efendimiz'i hanesinde uzun süre misafir etme şerefine nail olan ve ileri yaşında İstanbul'a kadar gelen Eyüp Sultan Hazretleri'ne "Kur'an'ı nasıl okurdunuz" diye sorulduğunda verdiği cevabı naklediyor: sağdaki sayfa okunur, oradaki emir ve hüküm yerine getirilmeden sonraki sayfaya geçilmezdi. Hocaefendi bu usulü, Kur'an okumanın sayfa devirmekten ibaret olmadığının en güzel örneği olarak sunuyor.
Evlerimizde Bir Tefsir Var mı
Sohbetin sonunda hocaefendi, ziyaret ettiği evlerde büfelerin türlü eşyayla dolu olduğunu, fakat çoğunda bir tefsir yahut hadis takımı bulunmadığını söyleyerek dinleyicileri sarsıcı bir soruyla baş başa bırakıyor. Ona göre asıl mesele Kur'an'ı okumak kadar, onun ne dediğini öğrenmek ve anlamak için gayret göstermektir. Hocaefendi, cemaati bu konuda birlikte düşünmeye, birbirine anlatmaya ve Kur'an'ı hatmetmek hususunda sahabe efendilerimizin anlayışıyla bütünleşmeye davet ediyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.