Tevhid, İtaat ve İmtihan: Hz. Nuh ve Hz. Salih Kavimlerinin İbretlik Akıbeti | Tahir Büyükkörükçü
Tahir Büyükkörükçü Hocaefendi bu sohbetinde, Hz. Nuh ve Hz. Salih kavimlerinin akıbetini anlatarak tevhid, itaat ve imtihan üzerinde duruyor. Sohbetin başlangıç noktası şu tespit: Cenab-ı Hak'kın verdiği manevi nimetlerin başında İslam gelir ve tarih boyunca ona bağlı kalanlar aziz olmuştur.
Değişmeyen Ölçü
Hocaefendi, Hz. Âdem'den bugüne kadar tevhide gönül veren fertlerin, ailelerin ve toplumların huzur bulduğunu söylüyor. Hangi peygamberin ümmetinden olursa olsun, Allah'a kul olan aziz olmuştur; çünkü izzet Allah'ındır. Zaman zaman galibiyetin karşı tarafa geçmesini ise geçici bir imtihan olarak açıklıyor ve günlerin insanlar arasında döndürülüp durduğunu bildiren ayeti hatırlatıyor. Son yüz elli yıldaki gerilemeyi de bu çerçevede, hem Müslümanların gafletiyle hem de ilahi bir imtihanla birlikte değerlendiriyor.
Dokuz Yüz Elli Yıllık Davet
Hz. Nuh'un kavmini dokuz yüz elli yıl boyunca hakka çağırdığı, "gelin, yapmayın, etmeyin" diyerek merhametle ısrar ettiği anlatılıyor. Hocaefendi onun "şeyhü'l-mürselîn" diye anıldığını ve ulü'l-azm peygamberlerden biri olduğunu hatırlatıyor. Kavmi davete uymayınca gökten ve yerden gelen sularla tufan gerçekleşmiş, birkaç gün önce büyüklenenler o suların üzerinde kaybolup gitmişlerdir.
Salih Aleyhisselam ve Deve
İkinci kıssa Hz. Salih'in kavmi üzerine. Anlatıldığına göre kendisinden bir mucize istenmiş, dağdan yavrusuyla birlikte bir deve çıkagelmiştir. Hz. Salih kavmine bunun büyük bir imtihan olduğunu, deveye dokunmamalarını ve su sırasına riayet etmelerini söylemiştir. Rivayette bu devenin olağanüstü hâlleri de nakledilir. Kavmi bu imtihanı kaybedince gelen azaptan yalnız Hz. Salih ve ona inananlar korunmuştur.
Mucize, Keramet, Meûnet ve İstidrac
Sohbetin en öğretici bölümü bu ayrım. Hocaefendi, aklın karşısında iflas ettiği olağanüstü bir hâl bir peygamberin elinde zuhur ederse buna mucize dendiğini söylüyor. Aynı hâl bir velinin elinde görülürse keramet, tanınmamış salih bir müminin elinde görülürse meûnet adını alır. Bir de istidrac vardır: Cenab-ı Hak, âlemlerden müstağni olduğu için bazen kendisine karşı gelenlere de böyle şeyler verebilir. Hocaefendi istidracın bir ikram değil, bir tehlike olduğunu özellikle vurguluyor.
Aletin Kendisi Değil, Kullanımı
Sohbetin sonunda hocaefendi yayın araçlarına dair görüşünü açıklıyor: bir alet neye kullanılırsa ona göre mana kazanır; hayra hizmet ederse mahza hayırdır. Kendi tedbirini de anlatıyor: dersini dinlemek için ödünç aldığı cihazı sonra geri gönderdiğini, oğluyla istişare ederek nefse güvenmemeyi tercih ettiklerini söylüyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.