(48) Kafirler Hep Aynı Zihniyetteler (09-04-1999) - Ahmet Vanlıoğlu Hocaefendi
Ahmet Vanlıoğlu Hocaefendi bu sohbetinde, Yunus suresinden okuduğu ayet üzerinden çarpıcı bir tespit yapıyor: mekânlar ve şahıslar değişse de, hakikate karşı çıkanların zihniyeti değişmiyor. Sorduğu soru şudur: yedinci asırda söylenen itirazlarla bugün söylenenler arasında gerçekten bir fark var mıdır?
Değişmeyen Zihniyet
Hocaefendi, Kur'an'ın her dönemin aynası olduğunu söylüyor. Ayetler indiğinde ilk muhataplar okuma yazması olmayan bir çevrede yaşıyordu; bu yüzden onların tavrını cehaletleriyle açıklamak kolaydır. Ancak hocaefendi asıl dikkat çekici olanı işaret ediyor: aradan asırlar geçmiş, ilimde, fende ve teknikte olağanüstü gelişmeler yaşanmışken, hakikate direnen kafa yapısında bir arpa boyu değişme olmamıştır. Değişen sadece araçlar ve kelimelerdir.
Peygamberin Vazifesinin Kapsamı
Sohbette, Peygamber Efendimizin daha önceki peygamberlerden farkı üzerinde duruluyor. Hocaefendi, Kur'an'da adı geçen peygamberlerden bazılarının belli bir belde, bazılarının belli bir kavim için görevlendirildiğini; vazife alanlarının sınırlı olduğunu anlatıyor. Peygamber Efendimizin daveti ise yakın çevresinden başlayıp kademe kademe bütün insanlığı kapsayacak genişliktedir. Bu yüzden ona indirilen kitabın muhatabı da sadece o günün insanları değil, bütün zamanlardır.
İslam'da Irkın Yeri Yoktur
Sohbetin en vurgulu bölümlerinden biri budur. Hocaefendi, insanları birbirinden ayıran ırk iddialarının İslam'da hiçbir karşılığı olmadığını söylüyor. Allah'ın insanları bir erkek ile bir dişiden yarattığını bildiren ayeti hatırlatarak, hepimizin aynı kökten geldiğini vurguluyor. Hz. Âdem ile Hz. Havva'nın hangi ırktan sayılabileceğini sorarak, ırkçılığın mantıksızlığını gösteriyor. Ona göre bir insanın asıl kimliği Müslümanlığıdır; geçmişte farklı unsurları bir arada tutan bağ da bu olmuştur. Hocaefendi bunu bir kitabın sayfalarını bir arada tutan şirazeye benzetiyor: şiraze koptuğunda yapraklar tek tek dağılır.
Yaratılmışa Değil Yaratana Kulluk
Sohbetin son bölümünde hocaefendi tevhid meselesine geliyor. Kur'an'a yanaşmakta zorlananların asıl sıkıntısının, kitabın yalnızca Allah'a kulluğu emretmesi olduğunu söylüyor. Kendisine ne fayda ne zarar verebilen varlıkları aracı edinmenin akla aykırılığını anlatıyor: insanın kendi eliyle biçim verdiği bir taşa yönelmesinin bir mantığı yoktur; asıl güç sahibi, o taşı da o eli de yaratandır. Hocaefendi bu karanlıktan çıkışın yolunu Kur'an'ın aydınlığına kavuşmakta görüyor ve cemaatini Kur'an'a gönül vermeye çağırıyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.