Ramazan’ı Böyle Karşılayalım: Nimet, Şükür ve Kur’an İklimi | Abdurrahman Büyükkörükçü
Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi bu sohbetinde Ramazan'ı nasıl karşılamamız gerektiğini anlatıyor. Ancak konuya doğrudan oruçtan değil, nimetten ve şükürden giriyor. Çünkü ona göre Ramazan'ın kıymetini bilmek, önce elimizdeki nimetlerin kıymetini bilmekle mümkün.
Gördüğümüzden Geri Kalmamak
Hocaefendi çok önemsediği bir duayla başlıyor: "Rabbim hiçbirimizi gördüğümüzden geri koymasın." Son yıllarda nimetlere çok alışıldığını söylüyor ve bu artışla birlikte şükretme duygusunun da verilmesini niyaz ediyor. Nimetin kendisi kadar, hakkını ödeyebilme kabiliyeti de bir ikram olarak anlatılıyor.
Nimetin Artması Neden Endişe Verir?
Sohbetin en dikkat çekici tespiti burada. Hocaefendi, nimetlerin çoğalmasının bazen Allah dostlarını endişelendirdiğini söylüyor. En'âm sûresinde işaret edilen bir hâle atıfta bulunuyor: Bir topluluk uyarıları unutunca onlara her şeyin kapısı açılmış, yiyip içmiş fakat şükretmemişler, sonunda bu şükürsüzlüğün karşılığını görmüşlerdir. Hocaefendi babasından duyduğu endişeyi de naklediyor: "Nimetimiz artıyor; korkuyorum, bu bizi Rabbimizden uzaklaştırmak için olmasın."
Halimiz Himmete Muhtaç
Hocaefendi bugünkü hâlimizi bodur çalılıklara, geçmişi ise gür ağaçlara benzetiyor. Ancak umutsuz değil: Bugünün fitne ve dünya sevgisiyle dolu ortamında, aciz hâlimizle de olsa kul olmaya çalışmanın ayrı bir kıymeti olduğunu ifade ediyor.
Uyku Bile İbadet Olabilir
Sohbette, gece kalkıp teheccüd kılanların yanı sıra, uyudukları hâlde sabaha o menzilde uyanan mübarek kimselerden söz ediliyor. Bunun Efendimiz'e mahsus bir hâlin gölgesi olduğu anlatılıyor. Hocaefendi buradan Ramazan'a bağlıyor: Uyurken bile "Rabbim güç ver de sana daha güzel ibadet edeyim" niyetini taşırsak, uykumuz da ibadete dönüşebilir.
Küçük Amellerle Büyük Nimet
Hocaefendi dinleyenlere bir hesap yaptırıyor: Günde beş vakit için ayrılan yaklaşık elli dakika, yılda bir ay oruç, kırkta bir zekât ve ömürde bir hac. Sonra kitapları açıp cennet nimetlerini okumalarını istiyor. Bu küçücük gayretle o nimetlerin kazanılmasının ancak Allah'ın lütfuyla mümkün olduğunu, bunun da Rabbimizin bizi cennete koymak istemesinden başka bir şey olmadığını söylüyor.
Ramazan'ı Kur'an Ayı Yapmak
Sohbetin son bölümünde Ramazan'ın bereketinin kaynağı anlatılıyor: Kur'an bu ayda inmeye başladığı için ayın ayrı bir nuru vardır. Efendimiz'in Şaban'ın son günlerinde verdiği hutbede "Ey insanlar!" diye seslendiği ve bereketli bir ayın gölgesine girmek üzere olunduğunu bildirdiği rivayet ediliyor. Hocaefendi bu hitabın bütün insanlığa yönelik oluşuna dikkat çekerek, Ramazan'ı çokça Kur'an okuyarak bir Kur'an ayı hâline getirmeyi tavsiye ediyor.
Bu yazı sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.