Gözleri Haramdan Korumak,Kadınların Tesettürü (17-10-2012)- Abdurrahman Büyükkörükçü Hoca
Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi bu sohbetinde, Nur suresinin gözü haramdan korumayı emreden ayetlerini ele almaya devam ediyor. Önceki derste ayetin erkeklere bakan yönü işlenmişti; bu sohbette konu, hanımlara bakan yönü ve iffetin korunması meselesiyle sürdürülüyor. Hocaefendi konuyu yarım bırakmak istemediğini, gündemde başka meseleler bulunsa da bu bahsi tamamlamayı gönlünün arzu ettiğini söyleyerek başlıyor.
Kalbe giden yol gözden geçer
Sohbetin taşıyıcı fikri bu cümlede toplanıyor. Hocaefendi, Nur suresinin 30. ayetinde mümin erkeklere gözlerini haramdan sakınmaları ve iffetlerini korumalarının emredildiğini hatırlatıyor. Ardından kalbin bir komuta merkezi, bütün manevî hâllerin karargâhı olduğunu; gözden alınan görüntülerin kalbi doğrudan etkilediğini anlatıyor. Bu yüzden müminin nereye baktığına dikkat etmesi gerektiğini, bunun tasavvuf büyüklerinin nasihatlerinde de ciddiyetle işlendiğini ifade ediyor.
Bir söz, bir taahhüt
Sohbette, videoda hatırlatıldığına göre Peygamber Efendimizin "altı hususta bana söz verin, ben de size cenneti taahhüt edeyim" buyurduğu ve bu hususlar arasında gözü korumanın da sayıldığı aktarılıyor. Hocaefendi bir başka hadis-i şerifi de nakledip, insanın iradesini bu yönde kullanmasının ne kadar belirleyici olduğuna dikkat çekiyor. Meselenin sadece bir yasak listesi değil, bir irade eğitimi olduğu vurgulanıyor.
"Beni bana bırakma" duası
Sohbetin en samimi bölümü dua kısmı. Hocaefendi, büyüklerin sıkça "Ya Rabbi, beni bana bırakma" diye dua ettiklerini; Peygamber Efendimizin de göz açıp kapayıncaya kadar bile olsa kulu kendi nefsine bırakmaması için dua ettiğinin rivayet edildiğini aktarıyor. Kendi duasını da paylaşıyor: iradenin zayıfladığı yerde Rabbin muhafaza etmesini istemek. Bunun akıl ve iradeyi terk etmek anlamına gelmediğini, aksine iradeyi sağlam kullanabilmek için güç istemek olduğunu özellikle açıklıyor.
Gündelik hayatın içinde bir imtihan
Hocaefendi, istenmeyen görüntülerin bazen hiç beklenmedik bir anda karşımıza çıktığını, bunun modern hayatın kaçınılmaz bir yanı olduğunu kabul ediyor. Buna karşı yapılacak işin "göze sahip olmak", yani bakışı çevirmek ve kalbi korumak olduğunu söylüyor. Sohbetin bu noktasında mesele bir suçlama diline değil, herkesin kendi nefsinden başlayacağı bir dikkat çağrısına dönüşüyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.