Tümü 🏠 Aile ve Toplum ⏳ Ahiret ve Kabir 💚 Ahlak ve Edep 🤲 İbadet ve Namaz 🕌 Hadis ve Sünnet 🗣️ Genel Sohbet 🌙 Peygamber Kıssaları 💬 Nasihat ve Öğütler 📖 Kur'an ve Tefsir 📿 Dua ve Zikir 🕋 Hac ve Umre ⚖️ Helal Haram ☪️ İman ve İtikat 🌛 Ramazan ve Oruç 🌾 Kader ve İmtihan 📚 Kıssalar ve İbretler 📜 İslam Tarihi ✨ Tasavvuf ve Maneviyat

İSLAM MEDENİYETİNDE VAKIFLARIN ÖNEMİ - SADAKA-İ CARİYE KAVRAMI | Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi

👁 10.259 izlenme 👍 197 📅 25 Mayıs 2024 ⏱ 30:45
🎙️ Abdurrahman Büyükkörükçü 💬 Nasihat ve Öğütler
Hazreti Ömer ve Ebubekir'in cömertliği: Hazreti Ömer ve Ebubekir'in mal varlıklarının yarısını ve tamamını bağışladıklarını anlatan bir hikaye ile başlıyor. Hazreti Osman'ın yardımları: Hazreti Osman'ın orduya yaptığı büyük yardımlar ve Resulullah'ın onun için ettiği dualar. Sahabe-i Kiram'ın cömertlik örnekleri: Sahabelerin mallarını Allah yolunda harcama hikayeleri ve bunun dinimizdeki yeri. Sürekli sadaka ve hayır işlerinin önemi: Sadaka-i cariye kavramı ve insanların arkasında bıraktıkları hayır işleriyle nasıl amel defterlerinin kapanmayacağı. İslam'da vakıf medeniyeti: İslam medeniyetinde vakıfların önemi ve geçmişten günümüze vakıf eserlerinin nasıl insanlara hizmet ettiğinden bahsediliyor. 10.000 kişilik ordu: Hazreti Osman'ın ordunun ihtiyaçlarının üçte birini karşılayacak yardımlarda bulunması. Bir buğday tanesi: Allah yolunda yapılan yardımların nasıl bire 700 kazandırdığı, hatta daha fazla bereketlendirildiği anlatılıyor. Kanalımıza Abone Olun ➥ https://www.youtube.com/@dinisohbetlertv/videos #dinisohbetler #islam
📝 İSLAM MEDENİYETİNDE VAKIFLARIN ÖNEMİ - SADAKA-İ CARİYE KAVRAMI | Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi — Yazılı Anlatım

Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi bu sohbetinde İslam medeniyetinin en köklü kurumlarından birini, vakfı ve onun temelindeki sadaka-i câriye kavramını ele alıyor. Sohbet, sahâbe efendilerimizin infak örnekleriyle başlıyor; insan öldükten sonra da devam eden amellerin neler olduğuna ve vakıf malına gösterilmesi gereken hassasiyete uzanıyor.

Tebük seferinde bir infak yarışı

Hocaefendinin anlattığına göre zor bir zamanda ordunun teçhizi için yardım istendiğinde Hz. Ömer radıyallahu anh malının yarısını getirir ve bu defa Hz. Ebû Bekir'i geçeceğini ümit eder. Ardından Hz. Ebû Bekir radıyallahu anh malının tamamını getirir. "Evde çoluk çocuğa ne bıraktın?" sorusuna, "Allah'ı ve Resûlü'nü bıraktım" diye cevap verir. Hz. Ömer bu karşılaşmayı, "Ömrümde bir defa onu geçeyim demiştim, yine geçemedim" diye anlatır.

Verenin kazandığı dua

Sohbetin en çok üzerinde durulan hatırası Hz. Osman radıyallahu anh ile ilgilidir. Anlatıldığına göre o gün ordunun ihtiyacının önemli bir kısmını tek başına karşılayacak techizatı getirmiş, bu davranışından memnun olan Peygamber Efendimiz minbere çıkarak onun için hususi bir duada bulunmuştur. Hocaefendi bu noktada dinleyicilerin dikkatini şuraya çekiyor: Hz. Osman bu duaya canını vererek değil, malını Allah yolunda vererek nâil olmuştur.

Hangi hayır önce gelir

Hocaefendi, hayır yapmak isteyenlere pratik bir ölçü veriyor: Ümmetin o an neye ihtiyacı varsa oraya vermek. Cami yapımına verilen infakın kıymetini teslim etmekle birlikte, hastanın camide tedavi edilemeyeceğini, çocuğun camide okutulamayacağını hatırlatarak okula, hastaneye, yola, köprüye, çeşmeye yapılan hayırların da ihmal edilmemesi gerektiğini söylüyor. "Taş yerinde ağırdır" sözünü hatırlatarak hiçbir hayrın küçük görülmemesini tavsiye ediyor.

Amel defteri kapanmayanlar

Sohbette, insan vefat ettikten sonra da sevabı devam eden ameller anlatılıyor. Hocaefendi burada ilme ve eser bırakmaya geniş yer ayırıyor: İhtiyaç duyulduğunda açılan tefsirler, fıkıh kitapları ve hadis şerhleri sayesinde müelliflerinin amel defterinin kapanmadığını ifade ediyor. Ayrıca arkasından hayır dua eden, kendisi için istiğfarda bulunan sâlih bir evlat bırakmanın da herkesin ulaşabileceği bir sadaka-i câriye olduğunu söylüyor.

Vakıf malına el uzatmamak

Hocaefendinin en tekrarlı uyarısı bu başlıkta geliyor: Vakıf malına el uzatmamak. Vakıf eserlerine dokunanın hem dünyasının hem âhiretinin zarar göreceğini ifade ederek dinleyicilerini defalarca uyarıyor. Bu meseleyi anlatırken, bir vakıf toprağının bir sarayı bile yıkmaya yeteceğini anlatan bir latifeyi nakleder ve tarihe bakıldığında vakıf eserlerini yıkanların yüzünün gülmediğini söyler.

Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.