İSLAM MEDENİYETİNDE VAKIFLARIN ÖNEMİ - SADAKA-İ CARİYE KAVRAMI | Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi
Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi bu sohbetinde İslam medeniyetinin en köklü kurumlarından birini, vakfı ve onun temelindeki sadaka-i câriye kavramını ele alıyor. Sohbet, sahâbe efendilerimizin infak örnekleriyle başlıyor; insan öldükten sonra da devam eden amellerin neler olduğuna ve vakıf malına gösterilmesi gereken hassasiyete uzanıyor.
Tebük seferinde bir infak yarışı
Hocaefendinin anlattığına göre zor bir zamanda ordunun teçhizi için yardım istendiğinde Hz. Ömer radıyallahu anh malının yarısını getirir ve bu defa Hz. Ebû Bekir'i geçeceğini ümit eder. Ardından Hz. Ebû Bekir radıyallahu anh malının tamamını getirir. "Evde çoluk çocuğa ne bıraktın?" sorusuna, "Allah'ı ve Resûlü'nü bıraktım" diye cevap verir. Hz. Ömer bu karşılaşmayı, "Ömrümde bir defa onu geçeyim demiştim, yine geçemedim" diye anlatır.
Verenin kazandığı dua
Sohbetin en çok üzerinde durulan hatırası Hz. Osman radıyallahu anh ile ilgilidir. Anlatıldığına göre o gün ordunun ihtiyacının önemli bir kısmını tek başına karşılayacak techizatı getirmiş, bu davranışından memnun olan Peygamber Efendimiz minbere çıkarak onun için hususi bir duada bulunmuştur. Hocaefendi bu noktada dinleyicilerin dikkatini şuraya çekiyor: Hz. Osman bu duaya canını vererek değil, malını Allah yolunda vererek nâil olmuştur.
Hangi hayır önce gelir
Hocaefendi, hayır yapmak isteyenlere pratik bir ölçü veriyor: Ümmetin o an neye ihtiyacı varsa oraya vermek. Cami yapımına verilen infakın kıymetini teslim etmekle birlikte, hastanın camide tedavi edilemeyeceğini, çocuğun camide okutulamayacağını hatırlatarak okula, hastaneye, yola, köprüye, çeşmeye yapılan hayırların da ihmal edilmemesi gerektiğini söylüyor. "Taş yerinde ağırdır" sözünü hatırlatarak hiçbir hayrın küçük görülmemesini tavsiye ediyor.
Amel defteri kapanmayanlar
Sohbette, insan vefat ettikten sonra da sevabı devam eden ameller anlatılıyor. Hocaefendi burada ilme ve eser bırakmaya geniş yer ayırıyor: İhtiyaç duyulduğunda açılan tefsirler, fıkıh kitapları ve hadis şerhleri sayesinde müelliflerinin amel defterinin kapanmadığını ifade ediyor. Ayrıca arkasından hayır dua eden, kendisi için istiğfarda bulunan sâlih bir evlat bırakmanın da herkesin ulaşabileceği bir sadaka-i câriye olduğunu söylüyor.
Vakıf malına el uzatmamak
Hocaefendinin en tekrarlı uyarısı bu başlıkta geliyor: Vakıf malına el uzatmamak. Vakıf eserlerine dokunanın hem dünyasının hem âhiretinin zarar göreceğini ifade ederek dinleyicilerini defalarca uyarıyor. Bu meseleyi anlatırken, bir vakıf toprağının bir sarayı bile yıkmaya yeteceğini anlatan bir latifeyi nakleder ve tarihe bakıldığında vakıf eserlerini yıkanların yüzünün gülmediğini söyler.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.