Kur'an-ı Kerim hem maddi hem de manevi dertlere şifa kaynağı! | Abdurrahman Büyükkörükçü
Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi bu sohbetinde, Kur'an-ı Kerim'in mümin için hem manevi hem de gündelik hayatta bir sığınak ve şifa kaynağı oluşunu anlatıyor. Sohbet, iman nimetine şükürle açılıyor; Kur'an'ın korunmuşluğu, okunmasının değeri ve çocuklara öğretilmesinin önemi üzerinde duruyor.
Kulluk Şerefi ve Nimetlerin Farkına Varmak
Hocaefendi söze, müminin içinde bulunduğu nimetleri sayarak başlıyor. Kainatı yoktan var eden Yüce Kudret'e kul olmanın, Peygamber Efendimiz'in ümmetinden olmanın büyük bir şeref olduğunu ifade ediyor. Nimetlerin sayılmakla bitmeyeceğini bildiren ayet-i kerimeyi hatırlatarak, asıl meselenin bu nimetlerin farkında olacak şuura sahip olmak olduğunu söylüyor.
Korunmuşluğun Teminatı
Konuşmanın orta bölümü, Kur'an'ın tahrif edilemeyeceği üzerine. Hocaefendi, Kur'an'ı korumayı Cenab-ı Hakk'ın bizzat üstlendiğini bildiren ilahi teminatı hatırlatıyor. Tarih boyunca ona el uzatmak isteyenlerin olduğunu, fakat hiçbirinin muvaffak olamadığını söylüyor. Buradan çıkardığı sonuç şu: Kur'an'a sarılan, Allah katından uzatılmış bir ipe sarılmış demektir.
Okumak, Allah'la Sohbet Etmek
Hocaefendi'nin en çok tekrar ettiği cümlelerden biri, Kur'an okumanın Allah ile beraber olmak, onun nasihatini dinlemek anlamına geldiği. Aktardığı rivayete göre Rabbiyle konuşmayı seven kimse Kur'an okumalıdır. Hocaefendi bu çerçevede, her müminin gününde Kur'an'a ayrılmış bir vaktinin, bir randevusunun bulunması gerektiğini tavsiye ediyor. Kur'an'ın en doğruya, en sağlam olana yönelttiğini bildiren ayet-i kerimeyi de hatırlatarak, Rabbin rızasının onunla amel etmekten geçtiğini ifade ediyor.
Çocuklara Kur'an Öğretmek
Sohbetin son bölümü tavsiyeye ayrılmış. Yaz tatilinin başladığı günlerde yapılan bu konuşmada hocaefendi, çocukların bu tatili değerlendirmesini; Kur'an'ı tecvit ve tertil ile güzel okuyan, ehil bir hocanın önünde öğrenmelerini istiyor. Çocuklukta öğrenilmezse ilerleyen yaşlarda bunun çok zorlaştığını, altmışlı yaşlarda gelip "okumayı bilmiyorum" diyen kimselerle karşılaştığını söylüyor. Bu vesileyle babasından dinlediği bir hatırayı da naklediyor: Kur'an öğrenmenin güç olduğu bir dönemde, kitabını gömleğinin içine saklayarak hocasına gittiğini gözyaşlarıyla anlatırmış. Hocaefendi, o günlerin bir daha yaşanmaması için dua ederek sözlerini tamamlıyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.