Vesvese ve Uğursuzluk (20-06-2012)- Abdurrahman Büyükkörükçü Hoca
Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi bu sohbetinde, çoğu insanın gizli gizli yaşadığı ama utandığı için kimseye anlatamadığı bir sıkıntıya, vesveseye eğiliyor. Sohbet Miraç kandilinin hemen ardından yapıldığı için önce namaz üzerinde duruluyor, ardından abdestte ve ibadette yaşanan vesvese meselesi ele alınıyor. Hocaefendinin buradaki üslubu bir teselli üslubu: yaşadığınız şey size özel bir kusur değil.
Ümmetin Miracı: Namaz
Hocaefendi, Miraç gecesinin en önemli tarafının namazın emredilmesi olduğunu hatırlatıyor. Süleyman Çelebi'nin, Efendimizin miracının ümmete namaz olarak bırakıldığını anlatan mısrasını naklediyor. Buradan, "tefekkürle kılınan namaz" dediği hâle geçiyor: kimin huzurunda durulduğunu bilerek, kılığa ve abdeste dikkat ederek, namaza vaktinden önce hazırlanarak kılınan namaz. Namazı bir an önce "aradan çıkarmak" niyetiyle kılmanın onu sıradanlaştırdığını ve sahibine fazla bir şey kazandırmadığını ifade ediyor.
Abdestte Vesveseye Karşı Bir Tavsiye
Hocaefendi, müftülükte fetva nöbeti tuttuğu günlerde abdest ve gusülde vesveseye tutulan kişilere ne söylediğini anlatıyor: abdestini usulünce al, hiçbir yerin kuru kalmadıysa artık tamamdır; ondan sonra gelen şüpheye itibar etme ve kalk namazına dur. Niyetin dille söylenmesinin şart olmadığını, kalpten geçirmenin yettiğini belirterek işi uzatmamayı tavsiye ediyor. Ana kural şu: vesveseye değer verdikçe o büyür, kesin bir "hayır" ile üstüne basıp geçmek gerekir.
Sahabenin Aynı Şikâyeti
Hocaefendi, bu sıkıntının yeni olmadığını göstermek için bir rivayeti naklediyor. Sahabe efendilerimiz Peygamber Efendimize gelerek, akıllarına söylemekten utandıkları çirkin düşüncelerin geldiğini, bunlardan uzak olduklarını anlatırlar. Hocaefendi, kendisine gelen insanların da yıllar sonra aynı şeyi anlattığını söylüyor: aile fertleri, mukaddes değerler ya da inanç konusunda akla gelen ve insanın kendisini kahreden düşünceler. Verilen cevabın özü, bu düşüncelerin kişinin kendi tercihi olmadığı ve itibar edilmemesi gerektiğidir.
Duvara Asılan Ayetler
Sohbetin son bölümünde hocaefendi babasıyla ilgili bir hatırasını anlatıyor. Babası, bir hat sanatı kitabındaki güzel levhaları çerçeveletip kendi eliyle kütüphanesinin duvarına asar. Oğlu "haber verseydiniz, size zahmet olmazdı" deyince, bunu bizzat kendi eliyle yapmak istediğini söyler. Sonra gözyaşlarıyla şu temenniyi dile getirir: Allah, evinin duvarına put yerine ayetlerini asan kulundan razı olur ve bu vesileyle bile onu bağışlayabilir. Hocaefendi bu hatıradan hareketle, evlerin hat ve ayet levhalarıyla süslenmesini tavsiye ediyor ve amellerin niyetlere göre değerlendirileceğini hatırlatarak sohbeti bitiriyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.