ÜMMETİN HAYIRLILARI - İYİLİK YAPMANIN VE DOĞRU YOLDA OLMANIN ÖNEMİ | Abdurrahman Büyükkörükçü
Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi bu sohbetiyle, birkaç hafta sürecek yeni bir hadis dersi serisini başlatıyor. Serinin adı "ümmetin hayırlıları"; yani Peygamber Efendimizin hadis-i şeriflerinde saydığı hayırlı hâller ve hayırlı ameller. Hocaefendi konuları ayrı ayrı seçmeden, hadis mecmuasındaki sırayı takip edeceğini belirterek derse giriyor.
Dinlerken Nasıl Bir Hâlde Olmalı?
Sohbetin başında hocaefendinin dinleyenlere bir tavsiyesi var: Gönülleriyle bin dört yüz küsur yıl öncesine gitmek ve sahâbe efendilerimizin arasına oturmak. Rivayet edildiğine göre sahâbe, Peygamber Efendimizi sanki başlarının üzerinde bir kuş varmış da uçacakmış gibi hareketsiz dinlerlerdi. Hocaefendi, dinlenen sözlerin gönül şişesine konulan güzel bir koku gibi saklanmasını istiyor.
Ümmetin Hayırlıları Kimlerdir?
Serinin ilk hadis-i şerifinde, ümmetin en hayırlılarının kelime-i şehadeti getirenler olduğu bildiriliyor: Allah'tan başka ilah olmadığına ve Peygamber Efendimizin Allah'ın resulü olduğuna şahitlik edenler. Hocaefendi burada "şehadet etmek" tabirinin üzerinde duruyor; bunun yalnız dille söylemek değil, imanla kabul edip âleme ilan etmek anlamına geldiğini anlatıyor.
İyilik Yapınca Sevinmek
Sohbetin orta bölümü ihsan konusuna ayrılıyor. Aktarılan hadis-i şerife göre ümmetin hayırlıları bir iyilik, bir ikram, bir ihsanda bulunduklarında sevinirler. Hocaefendi bu sevincin kaynağını açıklıyor: Veren kişi, verdiği için değil, bu güzelliğe muvaffak kılındığı için Allah'a hamd eder. İhsanı bir yük değil bir lütuf sayar; hâlinde bir güzellik, yüzünde bir tebessüm belirir. Birbirlerine bu hâli tebrik edip müjdelemeleri de hadiste geçen inceliklerden biri olarak aktarılıyor.
İhsan Edene Verilen Müjde
Hocaefendi, Yunus sûresinde ihsan sahiplerine "en güzeli ve fazlası" vaad edildiğini hatırlatarak, iyiliğin karşılıksız kalmayacağını anlatıyor. Kalpleri kazanmanın yolunun iyilikten geçtiğini ifade ederken, Mevlânâ Hazretleri vefat ettiğinde farklı inançtan komşularının bile ona sahip çıkmak istediklerinin anlatıldığını naklediyor.
Tövbe Kapısı Kapanmaz
Son bölümde hocaefendi, günahların ancak Allah tarafından bağışlanacağını, kulun doğrudan Rabbine yönelmesi gerektiğini ifade ediyor. Tövbenin şartını da açıkça koyuyor: Bir daha işlememek niyetiyle, içten gelen bir pişmanlıkla yapılan tövbe. Günahı hafife alıp "nasılsa affedilir" demenin doğru olmadığını, buna karşılık defalarca düşen kimsenin de ümidini kesmemesi gerektiğini söylüyor. Mevlânâ'ya nispet edilen, tövbesini yüz kere bin kere bozmuş olsa da yine gelmeyi çağıran sözü hatırlatarak, bu kapının ümitsizlik kapısı olmadığını vurguluyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.