Allah'ı (c.c.) Zikretmenin Fazileti -2 - Abdurrahman Büyükkörükçü Hoca
Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi, Allah'ı zikretmenin faziletini işlediği bu ikinci derste konuyu daha derine taşıyor. Sohbet Şaban ayının bereketli günlerinde yapılıyor; hocaefendi bu günleri "mana testisinin doldurulacağı günler" diye tarif ediyor. Dersin ana sorusu şu: bir insanın Allah'ı anmaya vakit ayırabilmesi ne anlama gelir?
Zikir, Verilmiş Bir Fırsattır
Hocaefendinin dersteki temel tezi şu: kul Allah'ı zikretmeye fırsat buluyor, buna zaman ayırabiliyorsa bu, önce Allah'ın o kula bir imkân vermiş olması demektir. İnsanın sevdiğini çok anmasını örnek vererek, sohbetin sözünü hep sevdiği konuya getiren insanın hâlini hatırlatıyor. Bu benzetmeyi manevi alana taşıyarak, kişinin mescide gidebilmesinin, namaza durabilmesinin kendi başarısından önce bir davet olduğunu ifade ediyor.
"Zevk Almasak da Memuruz"
Sohbette bir hatıra naklediliyor. Anlatıma göre bir kişi, Mahmud Sami Ramazanoğlu Hazretleri'ne zikirden zevk aldığını söyler. Aldığı cevap şudur: zevk alalım almayalım, biz zikretmekle memuruz; bu bizim vazifemizdir. Hocaefendi bu sözü aktardıktan sonra, zevk almanın ayrı bir hâl olduğunu, asıl meselenin vazifeyi sürdürmek olduğunu vurguluyor.
Kalbî Zikrin Üstünlüğü
Dersin merkezinde bir kudsi hadis var. Nakledildiğine göre Allah, kulunun kendisi hakkındaki zannı üzere olduğunu, kulu kendisini andığında onunla beraber bulunduğunu bildirmiştir. Kul içinden, kimseye duyurmadan zikrederse Allah'ın da onu kendi katında anacağı; bir topluluk içinde zikrederse ondan daha hayırlı bir topluluk içinde anacağı ifade edilir. Hocaefendi bu sebeple kalbî zikrin en faziletlisi olduğunu söylüyor: dille değil gönülle yapılan zikre riya ve gösteriş karışmaz.
Zikir Meclisleri
Sohbette anlatılan bir rivayete göre, sahabe efendilerimiz mescitte toplanıp Allah'ı zikrederken Peygamber Efendimiz yanlarına uğrar ve niçin toplandıklarını sorar. Aldığı cevabın ardından, kendisine bu meclisle ilgili bir haber ulaştığını, Allah'ın böyle bir topluluktan meleklerine karşı memnuniyet duyduğunu bildirir. Hocaefendi bu rivayeti bugüne taşıyarak, camilerde kurulan zikir ve ilim halkalarının, teravihlerin, sohbet meclislerinin aynı bereketi taşıdığını söylüyor.
Allah İçin Sevmek
Dersin sonunda hocaefendi, kendisine ülkenin dört bir yanından ve yurt dışından gelen mektuplardan söz ediyor. Hiçbir maddi bağı olmadığı hâlde "sizi Allah için seviyorum" diye yazan insanların bu hâlini gıpta edilecek bir şey olarak niteliyor. Farklı beldelerden ve farklı topluluklardan gelip birbirini Allah için sevenlerin, kıyamet gününde nurdan makamlarda ağırlanacağını bildiren müjdeyi hatırlatarak dersi bitiriyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.