Sünnete İttibanın Önemi-2 (16-04-2014) - Abdurrahman Büyükkörükçü Hoca
Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi, sünnete ittibayı konu alan bu ikinci sohbetinde Peygamber Efendimiz'e tabi olmanın ne anlama geldiğini, sünneti hangi kaynaklardan öğrenmemiz gerektiğini ve sünnetle amel edenlere vaat edilen bereketi anlatıyor.
Terlenecekse Bu Yolda Terlenmeli
Hocaefendi sohbete şükür ve salatü selam ile başlıyor ve Kutlu Doğum programları vesilesiyle bir yerden bir yere gitmenin kendisi için ne kadar kıymetli olduğunu anlatıyor. Kâinatın efendisinden bir cümle ile de olsun bahsetmek için yola çıkmanın, seferlerin en yücesi olduğunu ifade ediyor. Ardından şu cümleyi kuruyor: insan terleyecekse bu yolda terlemeli, yorulacaksa bu yolda yorulmalıdır. Ona göre bundan büyük bir şeref yoktur.
Sahabenin Yola Çıkışı
Hocaefendi, sahabe-i kiramın Peygamber Efendimiz'in vefatından sonra dünyanın dört bir tarafına açılışını hatırlatıyor. Kuzey Afrika'nın fethini tamamlayan komutanın Atlas Okyanusu'na ulaştığında, önüne bu deniz çıkmasaydı Allah'ın adını daha ötelere götürmeye niyetli olduğunu söylediği rivayetini aktarıyor.
Sünneti Kimden Öğreneceğiz?
Hocaefendi, sünnet konusunda hangi kaynaklara güvenileceği meselesine özellikle giriyor. Naklettiği bir rivayeti örnek göstererek, bunu rastgele bir eserden değil, Buhârî şerhi olan meşhur bir kaynaktan aktardığını belirtiyor. Ona göre bu büyük âlimlerin ilmi, bugünkü seviyelerle kıyas edilemeyecek kadar yüksektir ve onların ilmine itimat etmek gerekir. Hocaefendi'nin buradaki temel ölçüsü şudur: Kur'an-ı Kerim her şeyimizdir, Resulullah'ın sahih sünnetleri de hayat nizamı ve yoldaki değişmeyen işaretlerdir. Peygamber Efendimiz'i sahabenin sevdiği gibi sevmeye çalışmak gerektiğini vurguluyor ve sahabeden nakledilen hatıraların hafife alınamayacağını ifade ediyor. Sohbette Hendek günü az bir yemekle çok sayıda kişinin doyduğu hadisenin sahabe tarafından nakledildiği de hatırlatılıyor.
Sünnetle Amelin Üç Bereketi
Sohbetin son bölümünde hocaefendi, sünnetle amel edenlere verilen üç neticeyi sıralıyor. Birincisi, ibadetin ve Kur'an tilavetinin bıraktığı nurdur; hocaefendi buna örnek olarak sünnet üzere yaşayan insanların yüzlerindeki aydınlığı gösteriyor ve Allah'ın böyle kullarını sevdiğini söylüyor. İkincisi, böyle bir kimseye karşı gönüllerde bir heybet ve çekinme meydana gelmesidir. Üçüncüsü ise rızıktaki berekettir; hocaefendiye göre Allah sünnetle amel edenin rızkına ayrı bir bereket ihsan eder.
Hocaefendi son olarak, sünnetle amel ettikçe kulun kalbine daha fazla amel etme arzusunun verildiğini, bunun kişiyi daha Kur'ânî bir hayata taşıdığını anlatıyor ve sohbeti, kıyamet gününde Peygamber Efendimiz ile beraber olunması dileğiyle bitiriyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.