Sevgiyle Yaklaşmak: Resûlullah’ı Anlamak ve Anlatmak | Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi
Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi bu sohbetinde, Rebiülevvel ayı münasebetiyle sürdürdüğü konuya devam ederek Peygamber Efendimiz'e duyulan sevginin nasıl bir teslimiyete dönüşmesi gerektiğini anlatıyor. Sahabenin bağlılığından örneklerle, sevmenin yeterli olup olmadığını tartışıyor.
"Seviyorum Ama Onlar Gibi Olamıyorum"
Sohbetin çıkış noktası, Efendimiz'e gelip "sizi seviyorum ama sizin gibi olamıyorum" diyen kişiye verilen cevap ve "kişi sevdiğiyle beraberdir" müjdesi. Hocaefendi bu itirafın bugün hepimizi anlattığını söylüyor. Buradan güzel bir ümide varıyor: nakledilen anlayışa göre Cenâb-ı Hak bir kuluna verdiği ikramı geri almaz; dolayısıyla cennette büyüklerle beraber olmak, onların mertebesinin indirilmesiyle değil, sevenlerin lütufla yükseltilmesiyle gerçekleşecektir.
Sevgi Yetmez, Teslimiyet Gerekir
Hocaefendi sevginin kıymetini teslim ederken asıl ölçünün teslimiyet olduğunu vurguluyor. İslam'ın teslimiyet dini olduğunu, Müslümanın hakka teslim olmuş kişi demek olduğunu söylüyor. Necip Fazıl'ın "hakiki hürriyet hakka esarettir" sözünü ve babasının bunu bir hadisin manasıyla ilişkilendirdiğini naklediyor.
Abdullah bin Ömer'in Titizliği
Teslimiyetin en çarpıcı örneği olarak Abdullah bin Ömer anlatılıyor. Rivayet edildiğine göre o, Efendimiz'den bir şey duyduğunda ne ileri gider ne geri kalır, aynısını yapardı. Yolun hangi tarafından yürüdüyse oradan yürür, nerede oturduysa orada oturur, nerede abdest tazelediyse orada tazelerdi. Hocaefendi bunu, sünnetin izini sürmedeki hassasiyetin bir ölçüsü olarak aktarıyor.
Bidat Yerine Sünnetin Kokusu
Sohbetin dikkat çeken bir bahsi de zayıf hadis meselesi. Hocaefendi, zayıf hadisin metruk ya da uydurma hadis demek olmadığını, senedindeki bir illetten dolayı böyle adlandırıldığını açıklıyor. Sahih hadis bulunduğunda elbette ona uyulacağını; ancak bir konuda sahih rivayete ulaşılamamışsa, bidate yönelmektense zayıf rivayetle amel etmenin daha isabetli olduğu görüşünü ifade ediyor. Maksadı, davranışta hiç değilse sünnetin kokusunun bulunması.
Saygı Sözle Değil Amelle Olur
Sohbetin sonu, sevgi iddiasıyla amel arasındaki mesafeye bakıyor. Hocaefendi, bir hükmün doğruluğuna inandığını söyleyip hayatında tam tersini yapmanın saygı sayılamayacağını; saygının itaat, amel ve davranışla gösterildiğini belirtiyor. Son olarak, alimlerden nakledilen bir uyarıyı hatırlatıyor: haramı işlemeye devam eden kimse için tehlike büyüktür, çünkü işleye işleye o günah gözünde küçülebilir. Sohbet, nefse ve şeytana bırakılmama duasıyla tamamlanıyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.