Peygamber Efendimiz (S.A.V.)'in Sünnetleri-2 (09-05-2012)- Abdurrahman Büyükkörükçü Hoca
Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi, Peygamber Efendimizin sünnetlerini ele aldığı serinin bu bölümünde, bir haftalık aradan sonra kaldığı yerden devam ediyor. Sohbet, İslam'ın bütün peygamberlerin ortak dini oluşundan başlıyor, şeytanın insanı saptırma yollarını anlatan ayetlere uzanıyor ve Müslümanın görünüşüyle, tavrıyla İslam'ı temsil etmesi gerektiği tavsiyesiyle tamamlanıyor.
Bir kişi amel etse yeter
Hocaefendi söze bir hatırayla giriyor: Tanımadığı bir kardeşi, önceki sohbetin ardından yanına gelerek o sohbet üzerine sakal bıraktığını söylemiş. Hocaefendi, bir sohbetten tek bir kişinin bile bir cümleyle amel etmesinin sohbetin hedefine ulaşması için yeterli olduğunu ifade ediyor. Cemaatin tenkit ve tavsiyelerini de memnuniyetle karşıladığını belirtiyor.
Bütün peygamberlerin dini İslam'dır
Hocaefendi, Kur'an-ı Kerim'de adı geçen peygamberlerin yirmi beş, ihtilaflı olanlarla birlikte yirmi sekiz olarak sayıldığını, insanlık tarihinde ise en az yüz yirmi dört bin peygamber geldiğinin söylendiğini hatırlatıyor. Bunların neler getirdiği hakkında bildiklerimizin çok az olduğunu, ancak hepsinin dininin adının İslam olduğunu vurguluyor: Hz. Âdem'in, Hz. İbrahim'in, Hz. Musa'nın ve Hz. İsa'nın dini de İslam'dı. Peygamber Efendimize gelen din ise geçmiş dinleri tamamlayan son halka olarak geldi.
Şeytanın yeminleri
Sohbetin merkezinde Nisa suresindeki ayetler yer alıyor. Hocaefendi, şeytanın "Kullarından belirli bir payı peşimden götüreceğim" dediğini aktaran ayeti okuyor, ardından Nisa suresinin 119. ayetini açıklıyor. Bu ayette şeytan, insanları saptıracağını, onları boş kuruntulara düşüreceğini ve kendi emirlerine uyduracağını söyler. Hocaefendi, insanlık tarihi boyunca saptırmada tecrübe kazanmış bu düşmana karşı her hayırlı işin başında eûzü besmele çekmenin hem Rabbimizin arzusu hem de Resulullah'ın talimatı olduğunu hatırlatıyor. Ayette geçen hayvanların kulaklarını yarma ifadesini de cahiliye Araplarının putlara adadıkları hayvanlara yaptıkları uygulamayla açıklıyor.
Halimizle tebliğ
Hocaefendi sohbetin sonunda Müslümanın sakalıyla, giyim kuşamıyla, tavrıyla, konuşmasıyla ve bütün haliyle İslam'ı temsil ettiğini vurguluyor. Ona göre mümin, sözle anlatmadan önce haliyle tebliğ eder; bu hal hem temsil hem de tebliğ görevini yerine getirmesine vesile olur. Avrupa'daki gençlerin İslami toplantılara gösterdiği ilgiden duyduğu sevinci de paylaşarak geleceğe dair ümidini dile getiriyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.