Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in Sünnetiyle Amel Etmek- Abdurrahman Büyükkörükçü Hoca
Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi bu sohbetinde, Peygamber Efendimiz'in sünnetiyle amel etmenin ne demek olduğunu anlatıyor. Meseleyi teorik bir çerçevede bırakmıyor; sohbete başlarken okunan hamd ve salavatın hikmetinden başlayıp sahabe-i kiramın ittiba anlayışına, oradan da günlük hayatta uygulanabilecek somut bir sünnete kadar getiriyor.
Niçin Hamd ve Salavatla Başlıyoruz?
Hocaefendi, konuşmalarına her defasında hamd ve salât ü selâm ile başlamasının sebebini izah ederek söze giriyor. Rabbimiz bizi yoktan var etmiş, üstelik bir İslam beldesinde, Müslüman anne babadan dünyaya getirmiştir; başka hiçbir nimet verilmemiş olsa bile bu hamdi gerektirir. Ardından sayısız nimet gelir: Yediğimiz, içtiğimiz, giydiğimiz her şey O'nun ihsanıdır. Efendimiz'e salavat ise ayrı bir borçtur; çünkü Allah'ı bize tanıtan, Kur'an'ı getiren, dinimizi öğreten odur.
Şükrü Âdet Hâline Getirmek
Hocaefendi burada çok pratik bir tavsiye veriyor: Sofradan dua etmeden, hamd etmeden kalkmamayı âdet hâline getirmek. Yeni bir elbise giyildiğinde, bir vasıtaya binildiğinde, bir ikram görüldüğünde arkasındaki hakiki kudreti hatırlayıp şükretmek. Konya'nın manevi büyüklerinden bir üstadın sofraya oturunca dostlarına bu nimetlere Resûlullah'ın şerefine mazhar olduğumuzu hatırlattığını da naklediyor.
Sahabenin Kayıtsız Şartsız İttibası
Sohbetin merkezinde sahabe-i kiramın teslimiyeti var. Hocaefendi iki hâdise naklediyor. Birincisinde Efendimiz namazda ayakkabılarını çıkarır; namaz bitince bakar ki bütün sahabe de ayakkabılarını çıkarmıştır. Sebebini sorduğunda aldığı cevap şudur: "Sizin yaptığınız bir hareketi yapmazsak helak oluruz." İkincisinde ise Efendimiz, Hz. Ali ile latifeleşirken ona karpuzdan yemesini söyler; Hz. Ali hemen elini uzatır. Efendimiz bileğinden tutup "Ne yapıyorsun, henüz vakit gelmedi, oruçluyuz" deyince Hz. Ali'nin cevabı sadedir: "Siz tut dediniz tuttuk, ye dediniz yiyoruz." Hocaefendi bu iki misalde aynı ölçüye dikkat çekiyor: İtiraz yok, yorum yok, tereddüt yok; anında ittiba var.
Öğle Namazının Sünnetleri
Sohbetin sonunda hocaefendi somut bir sünnete geçiyor. Ümmü Habibe validemizden rivayet edildiğine göre, öğle namazının farzından önce dört, farzından sonra da dört rekât namaz kılan kimse hakkında büyük bir müjde bildirilmiştir. Hocaefendi vakti ve durumu müsait olan kardeşlerine bunu tavsiye ediyor, hatta alışkanlık hâline getirmelerini istiyor. Nasıl kılınacağını da anlatıyor: İlk oturuşta salli-barik okunduktan sonra Rabbena duası okunmadan kalkılır, üçüncü rekâtta Sübhaneke ile başlanıp Fatiha ve sure okunarak namaz tamamlanır.
Süre dolduğu için hocaefendi kalan hadis-i şerifleri gelecek haftaya bırakıyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.