Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in Gençlik Yılları- Abdurrahman Büyükkörükçü Hoca
Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi bu sohbetinde, Mevlid kandili münasebetiyle anlattığı doğum bahsinin ardından Peygamber Efendimiz'in gençlik yıllarına geçiyor. Efendimiz'i sevmenin ona tabi olmak demek olduğunu vurgulayan hocaefendi, peygamberlikten önce bile Allah'ın onu nasıl koruduğunu anlatan bir hatırayı özellikle genç dinleyicilerine aktarıyor.
Onu anmakla şereflenen meclisler
Hocaefendi, sahabi şair Hassan bin Sabit'in yaptığı gibi sözlerini ve vaktini Peygamber Efendimiz'i anarak şereflendirmek istediğini söylüyor. Bu sohbetlerin ona hakiki ümmet olmaya, onun rengine bürünmeye vesile olmasını; mahşerde hamd sancağı altında bulunmayı, Kevser havzından içmeyi ve cennette ona komşu olmayı niyaz ediyor. Sahabenin Efendimiz'in ellerini ve ayaklarını öptüğüne dair rivayetleri de hatırlatıyor.
Rüyada görmek nasip olur mu?
Hocaefendi, İmam Busiri'nin bir beytini aktarıyor: Onu rüyada görmekle teselli bulan bir kavim, onun hakikatini nasıl idrak edebilir? Günümüzde Efendimiz'i rüyada görenlerin bile çok azaldığını, görenlerin de Yunus Emre'nin ifadesiyle haber vermeyip bunu kendilerine sakladıklarını söylüyor ve bu şerefin herkese nasip olması için dua ediyor.
Gençliğinde korunan Peygamber
Sohbetin merkezindeki hatıraya göre Peygamber Efendimiz, gençliğinde çobanlık yaparken Mekke'deki gençlerin eğlencelerini bir kez görmek istemiş, hayvanlarını bir arkadaşına emanet edip şehre inmiş. Gürültülü sesler gelen bir eve girip bir kenara oturmuş, ancak orada uyuyakalmış; uyandığında sabah olmuş ve herkes dağılmış. İkinci denemesinde de aynı şey yaşanmış. Anlatılana göre Efendimiz, kendisine o sahneleri göstermeyen bir kudretin olduğunu anladığını ve bir daha buna heves etmediğini söylemiştir.
Masumiyet ve Allah dostları
Hocaefendi, Fetih Suresi'ndeki müjdeyi hatırlatarak Peygamber Efendimiz'in peygamberlikten önce de sonra da korunmuş olduğunu anlatıyor. Masumiyetin Efendimiz'e ait ayrı bir mesele olduğunu, alimlerin ve Allah dostlarının ise "mahfuz", yani korunmuş, güzel ve bereketli insanlar olarak anıldığını ifade ediyor. Kelime-i şehadet getiren her müminin de bir yönüyle Allah'ın dostu olduğunu hatırlatıyor.
Karınca kararınca onun yolunda
Sohbetin sonunda hocaefendi, Efendimiz'den bahsetmenin asıl gayesinin onu anlamak, tanımak ve onun gibi yaşamaya çalışmak olduğunu söylüyor. Onun gibi olmanın mümkün olmadığını, fakat karınca misalinde olduğu gibi hedefe varamasa da o yolda yürümenin kıymetli olduğunu vurgulayarak Resulullah'ın hayatından örnekler anlatmaya devam edeceğini belirtiyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.