Musa (a.s.) ve Hızır (a.s.) Kıssası- Abdurrahman Büyükkörükçü Hoca
Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi bu sohbetinde, Kur'an-ı Kerim'de anlatılan Hz. Musa ile Hz. Hızır kıssasından hareketle, olayların görünen yüzünün ardındaki ilahi hikmeti anlatıyor. Sohbet, bir önceki derste geçen bir tesbihin anlamının açıklanmasıyla başlıyor ve Peygamber Efendimiz'in ahlakından nasihatlerle tamamlanıyor.
Bir tesbihin anlamı
Hocaefendi, önceki sohbette anlattığı Hz. İbrahim ile Cebrail aleyhisselam kıssasında geçen "Sübbûhun Kuddûsün Rabbünâ ve Rabbü'l-melâiketi ve'r-rûh" tesbihinin anlamını izleyicilerin isteği üzerine açıklıyor. "Sübbûh", Allah'ın her türlü noksanlıktan münezzeh olduğunu anlatır ve "Subhanallah" sözünün daha kuvvetli bir ifadesidir: Allah yorulmak, uyumak, acıkmak gibi eksikliklerden uzak, bütün kemal sıfatlarla muttasıftır. "Kuddûs" ise sınırsız yücelik ve kutsiyetin yalnızca O'na ait olduğunu bildirir. Tesbih, Allah'ın bizim, meleklerin ve "Ruh"un Rabbi olduğunu dile getirir; hocaefendi "Ruh"un bir görüşe göre Cebrail aleyhisselam olduğunu aktarıyor.
Musa ve Hızır kıssası
Sohbetin merkezinde Hz. Musa'nın Hz. Hızır'la yolculuğu yer alıyor. Hızır aleyhisselamın bir çocuğun hayatına son vermesi karşısında Hz. Musa itiraz eder; Hızır da ona "Ben sana, benimle birlikte sabredemezsin demedim mi?" diye hatırlatır. Hocaefendi, büyük bir peygamber olan Hz. Musa'nın dahi görünen karşısında sabredemediğine dikkat çekiyor ve olayın hikmetinin kıssanın devamında Hızır aleyhisselam tarafından açıklandığını belirtiyor.
Olanda hayır vardır
Hocaefendi kıssadan bugüne bir ders çıkarıyor: Biz olayların sadece zahirini görüyoruz. Deprem, sel ya da kaza gibi hadiselerde "şöyle olmuş" deyip geçiyoruz, ama hikmetini bilemiyoruz. İbrahim Hakkı Erzurumi Hazretleri'nin "Mevla görelim neyler, neylerse güzel eyler" sözünü ve "Olanda hayır vardır" düsturunu hatırlatıyor. Allah'ın Hakîm isminin, yaptığı her işte ince hikmetler bulunduğunu ifade ettiğini vurguluyor ve küçük meselelerde isyana kapılmamayı öğütlüyor.
Resulullah'ın yumuşak eli
Sohbetin sonlarına doğru Peygamber Efendimiz'in hâline dair nasihatler aktarılıyor. Enes b. Malik ve diğer sahabilerin anlatımına göre Resulullah'ın elinden daha yumuşak ne kadife ne de pamuk vardı; eli, dokunana sıcaklık ve huzur verirdi.
Ağlamayı da bilmek
Son olarak Mevlana'nın, çok gülen insana bir de ağlamayı tecrübe etmesini, çünkü ağlamanın bir şeker madeni olduğunu söyleyen sözü aktarılıyor. Hocaefendi vakarı koruyarak gülmenin yanında hatalarımıza ağlamayı da bilmek gerektiğini söylüyor. Allah korkusuyla gözden çıkan küçücük bir damla yaşın bile sahibini cehennem ateşinden koruyacağını bildiren rivayeti hatırlatarak sohbeti tamamlıyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.