Tümü 🏠 Aile ve Toplum ⏳ Ahiret ve Kabir 💚 Ahlak ve Edep 🤲 İbadet ve Namaz 🕌 Hadis ve Sünnet 🗣️ Genel Sohbet 🌙 Peygamber Kıssaları 💬 Nasihat ve Öğütler 📖 Kur'an ve Tefsir 📿 Dua ve Zikir 🕋 Hac ve Umre ⚖️ Helal Haram ☪️ İman ve İtikat 🌛 Ramazan ve Oruç 🌾 Kader ve İmtihan 📚 Kıssalar ve İbretler 📜 İslam Tarihi ✨ Tasavvuf ve Maneviyat

(107) Hristiyanlara Kafir Demeyelim mi - Timurtaş Uçar Hocaefendi

👁 900 izlenme 👍 20 📅 11 Mart 2013 ⏱ 43:38
🎙️ Timurtaş Uçar 📚 Kıssalar ve İbretler
Sesli (mp3) Sohbet-107 http://www.ilimmeclisi.org
📝 (107) Hristiyanlara Kafir Demeyelim mi - Timurtaş Uçar Hocaefendi — Yazılı Anlatım

Timurtaş Uçar Hocaefendi bu sohbetinde, Kur'an-ı Kerim'in geçmiş ümmetler hakkında verdiği haberleri niçin okuduğumuzu anlatıyor. Sohbetin dayandığı ayetler, hocaefendi'nin bizzat belirttiği üzere Mâide suresinin 78 ve 79. ayetleri. Sorduğu asıl soru şu: Bu ayetlerde anlatılanların bizimle, ümmet-i Muhammed ile ilgisi nedir?

Maksat Geçmişi Anlatmak Değil, İbret Almak

Hocaefendi girişte önemli bir usul koyuyor. Kur'an-ı Kerim'in maksadı geçmiş kavimlerin hayatını anlatmak değildir; anlatılan haberlerden ders almak, ibret çıkarmak ve hayat tarzını buna göre tanzim etmektir. Bizi ilgilendiren bir tarafı olmasaydı, geçmiş peygamberlerin ve kavimlerin kıssaları bize bildirilmezdi. Dolayısıyla ayette haber verilen akıbet, aynı hataya düşmemek için önümüze konmuş bir aynadır.

Kur'an'ın Kavramlarını Gizlememek

Sohbetin adını taşıdığı bahis burada geçiyor. Hocaefendi, ayet-i kerimede geçen kavramların bizzat Kur'an'ın kullandığı kelimeler olduğunu söylüyor ve bunların söylenmesinden çekinilmesini doğru bulmuyor; hiçbir hocanın ya da Müslümanın ayetleri ve hadisleri gizlemeye hakkı olmadığını ifade ediyor. Fakat aynı cümlenin hemen ardından ikinci ve dengeleyici ölçüyü de koyuyor: Allah'ın öyle nitelemediği bir kimse hakkında insanın kendi kafasından bir sıfat kullanması da haddi aşmaktır. Yani ölçü, kişilerin kanaati değil, doğrudan naslardır.

Görülen Yanlış Karşısında Susmak

Sohbetin geniş bir bölümü mümini kuşatan sorumluluk duygusuna ayrılmış. Hocaefendi, rivayet edilen bir hadis-i şerifi hatırlatıyor: Bir kötülük görüldüğünde onu elle düzeltmeye çalışmak. Buradan hareketle, meşru ve barışçı yolların kullanılmasını, insanın derdini usulünce ifade etmesini, tepkisiz ve sessiz kalmamayı tavsiye ediyor. Hocaefendi bu bahiste cemaatini açıkça uyarıyor: Kimseyi kanunsuzluğa teşvik etmiyor; sopaya, silaha ya da taşkınlığa sarılmayı kesinlikle reddediyor.

İmkân Arttıkça Sorumluluk Artar

Hocaefendi'nin dikkat çekici bir tespiti de mesuliyetin imkânla birlikte büyüdüğü yönünde. Elli, yüz sene önce bir haberi bir yerden başka bir yere ulaştırmak bir gün sürerken bugün aynı işin dakikalar aldığını hatırlatıyor. İmkânlar bu kadar genişlemişken susmanın mazereti kalmadığını, bugünkü Müslümanların geçmiştekilerden kat kat sorumlu olduğunu söylüyor.

Birlik ve Soğukkanlılık

Sohbetin sonunda hocaefendi, hâdiseler karşısında akıllıca, mümince ve soğukkanlılıkla hareket etmeyi tavsiye ediyor. Birlik ve beraberliğin korunmasının, halkın parçalanmamasının zorunlu olduğunu vurguluyor. Ardından dua ile meclisi bitiriyor: Hastalara şifa, dertlilere deva, sıkıntısı olanlara halas niyazında bulunuyor.

Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.