MÜ'MİN ANCAK MÜ'MİNİ DOST EDİNEBİLİR! | Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi
Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi bu sohbetinde, Ramazan öncesi son ders olması sebebiyle hem dua konusuna devam ediyor hem de müminin dostluk ve helal kazanç anlayışını konuşuyor. Sohbetin başlığa da yansıyan ana fikri şudur: inanan insanın gerçek dostları, yine inananlardır.
Ramazan kapıda
Hocaefendi söze, bir Ramazan'ı geride bırakıp yenisine yaklaştığımızı hatırlatarak başlıyor. Yılların geçmesinin insanı sevindirmesine karşılık, aslında ömürden koca bir yılın geride kaldığına ve ölüme bir yıl daha yaklaşıldığına dikkat çekiyor. Dinleyicilerin Ramazan'ını şimdiden tebrik ediyor ve sağlıkla erişmeyi niyaz ediyor.
Kur'an diliyle dua
Sohbetin ders bölümü, önceki haftalarda başlanan konunun devamı: Kur'an-ı Kerim'de yer alan dualar. Hocaefendi dinleyicilerden kalem kâğıt almalarını, söylediği yerleri not edip sonra okumalarını ve mümkünse ezberlemelerini istiyor. Duaların en makbul olanlarını sıralarken önce Kur'an-ı Kerim'de zikredilen duaları, ardından Peygamber Efendimizin öğrettiği duaları, sonra İslam büyüklerinin dualarını zikrediyor. Müminin duasız bir gün geçirmemesi gerektiğini, gafletle geçen zamanların ahirette pişmanlık sebebi olacağını hatırlatıyor.
Duanın kabulü ile helal lokma bağı
Sohbetin en çok üzerinde durduğu mesele, duanın kabulü ile rızkın helal olması arasındaki bağ. Hocaefendi burada bir rivayeti naklediyor: bir sahabî, duası makbul bir kul olmak için Peygamber Efendimizden dua istediğinde, kendisine rızkını helal kılması tavsiye edilmiş, böylece duasının kabul olunacağı bildirilmiştir. Hocaefendi buradan hareketle, manevi neticeler beklerken maddi şartların ihmal edildiğini; müminin yediğine, içtiğine ve kazancının kaynağına dikkat etmesi gerektiğini anlatıyor. Peygamber Efendimizin bir lokmanın kaynağını dahi araştırdığına dair haberler bulunduğunu söylüyor.
Hayra vesile olmak
Hocaefendi, öğrenilen bir güzelliğin kişide kalmaması gerektiğini anlatıyor. Kendi tahsil yıllarından bir hâtıra naklediyor: hocaları bir iyiliği öğrettiklerinde, onu hem uygulamayı hem de on kişiye ulaştırmayı görev olarak verirlermiş. Bu usulle hayrın halka halka yayılacağını söylüyor ve hayra vesile olanın onu yapan gibi olduğunu bildiren hadis-i şerifi hatırlatıyor.
Müminin dostu mümindir
Sohbetin sonunda hocaefendi, başlığa da taşınan kanaatini ifade ediyor: inanan insanların dostları yine inananlardır. Müminin her tavrında, alışverişinde ve tercihinde bir duruşunun bulunması gerektiğini söylüyor. Sohbet, bütün dünya Müslümanlarının birbirine dost olması, birbirini sevmesi ve birbirine dua etmesi temennisiyle sona eriyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.