Kuran'ı Kerim’in göz bebeklerinden İHLAS SURESİ! | Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi
Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi bu sohbetinde İhlâs sûresini anlatıyor. Sûreyi "Kur'an'ın göz bebeklerinden biri" diye tarif etmesinin sebebini de peşinen söylüyor: Çünkü bu sûre doğrudan Allah Teâlâ'yı, O'nun eşsizliğini anlatır. Sohbet, önce Kur'an'ın ifade gücüne, sonra tevhid inancının aklî temeline, en sonda da sûrenin faziletlerine uzanıyor.
Az kelimeyle muazzam mâna
Hocaefendi, Kur'an'ın en önemli yönlerinden birinin i'câzı, yani çok az kelimeyle muhteşem mânalar ifade etmesi olduğunu söylüyor. O günün Arap toplumunda şiirin ve belâgatin zirvede olduğunu, panayırlarda okunan en güçlü şiirlerin ödüllendirildiğini hatırlatıyor. Böyle bir ortamda inen Kur'an'ın ifadesi, edebiyattan anlayan herkesi sarsmıştır. Sohbette, sokakta Kur'an okunduğunu duyup kendini secdeye atan bir bedevînin hatırası da naklediliyor.
İkna etmeye gelen adamın dönüşü
Hocaefendi, müşriklerin ileri gelenlerinden birinin Efendimizi davasından vazgeçirmek üzere geldiği meşhur hadiseyi anlatıyor. Adam ne isterse verileceğini, mal, makam, reislik teklif edildiğini söyler. Efendimiz söyleyeceklerinin bitip bitmediğini sorar ve sadece Kur'an okur. Adam kavmine döndüğünde, işittiklerinin insan sözü olamayacağını söyler ve onu kendi hâline bırakmalarını tavsiye eder. Hocaefendi bu hatırayı, Kur'an'ın kendi başına delil oluşunu göstermek için aktarıyor.
Başlangıcı olan yaratılmıştır
Sohbetin akla hitap eden bölümünde hocaefendi, gençlik yıllarından hatırladığı bir ölçüyü paylaşıyor: Bir varlığın başlangıcı varsa, onu var eden başka bir varlığa muhtaçtır; muhtaç olan ise âcizdir, âciz olan da ilâh olamaz. Buradan İhlâs sûresinin mânasına geçiyor: Allah doğmamış ve doğurulmamıştır, hiçbir şey O'nun dengi ve benzeri değildir. Hocaefendi, insanın idrakinin bu hakikati kuşatamayacağını, "anlayabildiğim bir varlık ilâh olamaz" diyerek şairin bu meseleyi anlatan mısralarına işaret ediyor.
Sûrenin faziletine dair rivayetler
Sohbetin son bölümünde hocaefendi, İhlâs sûresini çokça okuyan bir zatın cenazesine dair kaynaklarda ve tefsirlerde geçen bir rivayeti naklediyor. Burada bir ilmî hassasiyet gösteriyor: Çok zayıf rivayetleri kürsüye taşımadığını, aktardıklarının kaynağını belirttiğini söylüyor; naklettiği son rivayet için de âlimlerin zayıf hükmü verdiğini bizzat kendisi ifade ediyor. Bu rivayete göre üç haslet zikredilir: Bir kardeşinin borcunu ona bile duyurmadan gizlice ödemek, kendisine kötülük etmek isteyen kimseyi affetmek ve her farz namazın ardından on defa İhlâs sûresi okumak. Hocaefendi bunlardan hiç olmazsa sonuncusuna devam etmeyi tavsiye ediyor ve sohbeti, gönlümüzün ve kabrimizin bu sûrenin nuruyla şereflenmesi duasıyla tamamlıyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.