İrfan Mektebi (27-04-2011)- Abdurrahman Büyükkörükçü Hoca
Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi bu İrfan Mektebi sohbetinde Peygamber Efendimize duyulan sevgi, şefaat meselesi ve sünnete bağlılık üzerinde duruyor. Sohbet, bir yandan sevginin ölçüsünü anlatırken bir yandan da bu sevginin sınırını çiziyor.
Şefaat üzerine
Hocaefendi, şefaati inkâr eden yaklaşımlara karşı, meselenin akılla küçümsenecek bir konu olmadığını söyleyerek başlıyor. Rivayet edilen hadis-i şerifte Peygamber Efendimizin "şefaatim ümmetimden büyük günah işleyenler içindir" buyurduğunu naklediyor. Ancak burada mühim bir kayıt düşüyor: Elmalılı Hamdi Efendi'nin Duhâ suresi tefsirinde bu hadisi zikrederken yaptığı uyarıyı hatırlatıyor. Bu hadis bizi büyük günah işlemeye değil, adam olmaya yönlendirmelidir.
Sünnete bağlılığın ölçüsü
Sohbetin ana çağrısı şu: Peygamber Efendimize yaklaşmak, onu daha çok örnek almak, başkalarının terk ettiği sünnetleri hayatımıza hâkim kılmak. Fakat hocaefendi burada bir hassasiyet gösteriyor: sünnet diye anlatılan her adet ve alışkanlık değil, hadis kitaplarımızdan sahih haberlerle nakledilen gerçek sünnetler esas alınmalıdır. Fazâil-i a'mâl konusunda zayıf hadislerle amel edilebileceğini söyleyen âlimler bulunduğunu da ekliyor.
Peygamber sevgisinin sınırı
Hocaefendi, sevginin nerede duracağını bir hadisle işaretliyor. Rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz, önceki ümmetlerin peygamberlerini yücelttikleri gibi kendisinin yüceltilmemesini, "Allah'ın kulu ve Resulü" denmesini istemiştir. Hocaefendi bu hadisi hatırlatarak, Efendimize ulûhiyet vasfı yakıştırmanın asla kabul edilemeyeceğini; bunun dışında ise sevilebildiği kadar sevilmesi, sayılabildiği kadar sayılması gerektiğini söylüyor.
Anlatılan rivayetler
Sohbette, tefsir ve siyer kitaplarında yer aldığı söylenen bazı hatıralar naklediliyor. Efendimizin çocukluğuna dair, dedesinin onu bazen göremediğini anlatan rivayet; terinin misk gibi koktuğuna, sahabe-i kiramın bu teri toplayıp süründuklerine dair nakiller bunlar arasında. Hocaefendi bunları kesin hüküm olarak değil, kitaplarımızda anlatılan rivayetler olarak veriyor ve arzu edenin tefsirlere bakabileceğini söyleyerek kaynağa yönlendiriyor.
Nimeti göstermek ve vermek
Sohbetin son bölümü infak ve şükür üzerine. Hocaefendi, kapıya gelen muhtacın boş çevrilmemesini tavsiye ediyor; yarım ekmek parasının bile bir dua getirdiğini söylüyor. Ardından "Rabbinin nimetini anlat" ayetini hatırlatarak sürekli şikâyet etmenin yanlışlığına değiniyor. Bir hadis-i şerifte, Allah'ın kuluna verdiği nimetin eserini onun üzerinde görmeyi sevdiğinin bildirildiğini naklediyor. İsrafa ve gösterişe kaçmadan, şükrü hem üzerimizde hem de infakla çevremize yansıtmayı tavsiye ederek sohbeti bağlıyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.