Tümü 🏠 Aile ve Toplum ⏳ Ahiret ve Kabir 💚 Ahlak ve Edep 🤲 İbadet ve Namaz 🕌 Hadis ve Sünnet 🗣️ Genel Sohbet 🌙 Peygamber Kıssaları 💬 Nasihat ve Öğütler 📖 Kur'an ve Tefsir 📿 Dua ve Zikir 🕋 Hac ve Umre ⚖️ Helal Haram ☪️ İman ve İtikat 🌛 Ramazan ve Oruç 🌾 Kader ve İmtihan 📚 Kıssalar ve İbretler 📜 İslam Tarihi ✨ Tasavvuf ve Maneviyat

İlim Melekesi- Bayram Ali Öztürk Hoca

👁 8.810 izlenme 👍 298 📅 13 Nisan 2012 ⏱ 1:05:58
🎙️ Bayram Ali Öztürk 🕌 Hadis ve Sünnet
Şehit Bayram Ali Öztürk Hocaefendi (Rahmetullahi Aleyh)
📝 İlim Melekesi- Bayram Ali Öztürk Hoca — Yazılı Anlatım

Bayram Ali Öztürk Hoca bu dersinde "ilim melekesi" kavramını ele alıyor. İbn Haldun'un ilmin öğretilmesinin başlı başına bir sanat olduğuna dair tespitinden yola çıkan hocaefendi, bilgi sahibi olmakla o bilgiyi kullanabilir hâle gelmek arasındaki farkı örneklerle anlatıyor.

Bilgi başka, meleke başka

Dersin çıkış noktası şu ayrımdır: İlmin kendisi bir şeydir, onu öğretebilmek başka bir şeydir. Hocaefendi'ye göre birincisi salt bilgidir, ikincisi ise beceri ve yetenektir. Melekenin nasıl oluştuğunu ise şöyle açıklıyor: Bir ilmin temel prensiplerini ve kaidelerini tam olarak kuşatan kişide o ilim melekeye dönüşür. O noktadan sonra bir meselenin cevabı için kitaba bakmak bile gerekmez; kişi doğruyu doğrudan sezer hâle gelir.

Kaideyi değil, kaidenin sebebini öğrenmek

Hocaefendi bu farkı dil bilgisi üzerinden örneklendiriyor. Bir kuralı ezberleyip metin okumakla, o kuralın niçin böyle konulduğunu, gerekçesinin ne olduğunu bilmek arasında büyük fark vardır. Kuralı sebebiyle öğrenen kişide bilgi durağan kalmaz; yıllar sonra kitaba bakmadan da işleyen bir kabiliyete dönüşür. Hocaefendi kendi hocalarından, bir ibareyi duyar duymaz yanlış olduğunu fark eden bir zatı hatırlıyor ve bunun yılların emeğiyle oluşan bir seziş olduğunu söylüyor.

Metni anlamak, hadisi anlamak değildir

Aynı ölçüyü hadis ilmine de uygulayan hocaefendi, bir hadisin metnini anlamanın ham maddeyi elde etmek olduğunu, asıl meselenin oradan hüküm ve mana çıkarabilmek olduğunu söylüyor. Şârihlerin aynı rivayet üzerine söylediklerini karşılaştırmayı, sonra kendi değerlendirmesini yapabilmeyi bu melekenin işareti sayıyor. Bir kişinin bir hadise bütün donanımıyla girip oradan neler çıkarabildiğine hayranlığını da dile getiriyor.

Her ilmin kendi dili vardır

Dersin orta bölümünde hocaefendi, her ilmin kendine ait bir ifade tarzı bulunduğunu anlatıyor. Marangozun mesleğini anlatışı demircininkine benzemez; tıpta da hekimlerin kullandığı terimler kendi alanına aittir. Aynı şekilde fıkhın, hadisin ve tefsirin de kendi dili vardır. Bu sebeple bir ilmi öğrenirken o ilmin köklü kaynaklarındaki dile alışmayı tavsiye ediyor.

İlmin yolculuğu

Son bölümde hocaefendi, ilmin nasıl nesilden nesile aktarıldığını bir silsile üzerinden anlatıyor. Kuzey Afrika ile doğu arasında, bugünkü imkânların hiçbiri yokken, çoğu zaman yaya ya da deve sırtında yapılan ilim yolculuklarından söz ediyor. Bir âlimin aldığı eğitim usulünü talebelerine aktarması, onların da başka beldelere taşımasıyla bir bölgede ilim geleneğinin nasıl kurulduğunu anlatıyor. Bugünün kolaylıklarına rağmen yakınmanın doğru olmadığını hatırlatarak, o gayretin kadrinin bilinmesini istiyor.

Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.