Hz. Nuh’un 950 Yıllık Daveti ve İnsanlığın Büyük İmtihanı | Tahir Büyükkörükçü
Tahir Büyükkörükçü Hocaefendi bu sohbetinde, Hz. Nuh'un 950 yıl süren davetini merkeze alarak peygamberlere kulak veren ve vermeyen toplumların akıbetini anlatıyor. Sohbet, insanın kâinattaki yeri üzerine bir girişle başlıyor ve geçmiş kavimlerden alınacak ibretlerle sürüyor.
İnsan olmayınca her şey manasız
Hocaefendi söze, dünyanın tadının ve ziynetinin insan olduğunu söyleyerek başlıyor. Buradan hareketle şu tespiti yapıyor: Hz. Âdem'den bu yana insanlık peygamberlere kulak verdiği devirlerde huzur bulmuş, yüzler gülmüş; azgınlaştığı, elçilere itiraz ettiği ve nefsine uyduğu dönemlerde ise dünya harap ve perişan hâle gelmiştir.
950 yıllık davet
Sohbetin ana kıssası Hz. Nuh'un daveti. Hocaefendi, 950 yıl boyunca süren bu davete çok az kişinin icabet ettiğini, Kur'an-ı Kerim'in bunu bildirdiğini anlatıyor. Kavmin itirazlarını da naklediyor: putlarına ne olacağını sormaları ve atalarından devraldıkları yolu terk edip edemeyecekleri yönündeki direnişleri. Hz. Nuh'un kavmine, yaptıklarından istiğfar etmeleri hâlinde Allah'ın bağışlayacağını, semadan rahmet indireceğini ve topraklarını bereketlendireceğini söylediği aktarılıyor. Nuh sûresine bakılmasını tavsiye eden hocaefendi, uzun davetin ardından yapılan duayı ve sonrasında Hz. Nuh'un merhametle muamele etmiş olmayı temenni ettiğine dair nakli de anlatıyor.
Gemi ve oğlunun akıbeti
Emir üzerine geminin yapıldığı, kavmin bu inşayı engellemeye çalıştığı anlatılıyor. Gün gelip sular yükseldiğinde, oğullarından birinin dağa sığınarak kurtulacağını söylediği; babasının ise Allah'ın emrinden kaçılamayacağını hatırlattığı naklediliyor. Hocaefendi, kıssanın sonunda geminin Cûdî'ye yerleştiğini ve insanlığın Hz. Nuh'un neslinden yeniden çoğaldığını, bu sebeple ona "ikinci Âdem" dendiğini aktarıyor. Tufanın coğrafi sınırı hakkında farklı rivayetler bulunduğunu belirtip kesin bir şey söylemekten kaçındığını da özellikle ifade ediyor.
Hud kavminden bir ibret
Sohbette ikinci bir örnek olarak Hz. Hud'un kavmi anlatılıyor. Tebliğe kulak vermeyen bu kavmin dağların içine kovuklar oyduğu, mağaralara çekilip kapılarını kapatmakla kendilerini emniyette gördükleri naklediliyor. Ancak gelen fırtınanın mağaraların dibine kadar ulaştığı anlatılıyor. Hocaefendi bu örnekleri, azgınlığın bedelinin ödendiğini, buna karşılık "inandım Rabbime" diyenlerin Allah'ın lütfuna nail olduğunu göstermek için verdiğini söylüyor.
Ümit ile bitirmek
Hocaefendi sohbetin sonunda uzun yıllardır kürsüde bulunduğunu hatırlatarak ümitsiz olmadığını söylüyor. Daha iyi günler beklediğini, insanların Allah yoluna yöneleceğine dair ümidini koruduğunu ifade ederek konuşmasını tamamlıyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; kıssaların tamamı ve anlatımın ayrıntısı için videoyu izleyebilirsiniz.