Tümü 🏠 Aile ve Toplum ⏳ Ahiret ve Kabir 💚 Ahlak ve Edep 🤲 İbadet ve Namaz 🕌 Hadis ve Sünnet 🗣️ Genel Sohbet 🌙 Peygamber Kıssaları 💬 Nasihat ve Öğütler 📖 Kur'an ve Tefsir 📿 Dua ve Zikir 🕋 Hac ve Umre ⚖️ Helal Haram ☪️ İman ve İtikat 🌛 Ramazan ve Oruç 🌾 Kader ve İmtihan 📚 Kıssalar ve İbretler 📜 İslam Tarihi ✨ Tasavvuf ve Maneviyat

Helva Yiyenin Hikâyesi

👁 736 izlenme 👍 9 📅 3 Kasım 2012 ⏱ 6:43
📚 Kıssalar ve İbretler
Semerkand Tv - Meddah
📝 Helva Yiyenin Hikâyesi — Yazılı Anlatım

Bu sohbette, toplumun "meczup" diye kenara ittiği bir insanın hikâyesi üzerinden, görünenin ardındaki gerçeği görebilmenin önemi anlatılıyor. Hikâye, merhum hekim Haluk Nurbaki'nin hatıralarından aktarılıyor. "Helva yiyen" diye anılan bu garip adam kimdi ve çocukların attığı taşlara neden karşılık vermiyordu? Sohbetin cevabı, Taif yolunda yaşanan bir hadiseye uzanıyor.

Eczanelerde geceleyen bir garip

Anlatılan hatıraya göre helva yiyen, soğuk kış gecelerinde başını sokacak bir yeri olmadığı için geceyi eczanelerde geçiren, halk arasında meczup bilinen bir kimsedir. Haluk Hoca onunla bir eczanede tanışır; köşede sessizce oturup gelene gidene bakan bu adamla zamanla sohbet etmeye başlar. Adamın neden bu isimle anıldığını kimse bilmez; herkes öyle dediği için o da öyle der.

Hastalar hakkındaki sözleri

Hatıranın dikkat çeken yanı, helva yiyenin doktorun gittiği hastalar hakkında söyledikleridir. Hocanın telaşlandığı bir hasta için "Üzülme hocam, iyi olur inşallah" dediğinde hasta iyileşir; "Telaş etme, giden gider, Allah rahmet etsin" dediğinde ise hasta kısa süre içinde vefat eder. Haluk Hoca bunun bir iki kez değil, defalarca yaşandığını anlatıyor.

Taşlara neden ses çıkarmıyordu?

Gündüzleri çocuklar helva yiyene sataşır, onu kızdırır ve taşlarlardı. O ise yalnızca yüzünü gözünü korur, bedenine gelen taşlardan pek sakınmazdı. Bir akşam Haluk Hoca neden kendini taşlattığını sorunca aldığı cevap kısadır: "Onu da sen çöz hoca." Bir müddet sonra helva yiyen vefat eder ve soru cevapsız kalır.

Taif hadisesiyle gelen cevap

Haluk Hoca bu sırrı yıllar sonra İslam tarihini okurken çözdüğünü anlatır. Peygamber Efendimiz Taif yolculuğunda taşlanmış, mübarek bedeni yaralanmıştı. Hocanın kanaatine göre helva yiyen, Efendimize duyduğu muhabbetle bu hadiseyi kendi hayatında yaşıyor, bağlılığını böyle gösteriyordu. Bu noktada sohbette şu soru soruluyor: Meczup o muydu, yoksa biz miydik?

Görünenin ardındaki gerçek

Sohbetin son bölümünde, harabat ehlini hor görmemeyi öğütleyen ve viranelerde de define bulunabileceğini hatırlatan mısra anılıyor. Üstü başı perişan birinin ruhu tertemiz olabilir; kıyafeti tertemiz olanın ruhu ise ihmal edilmiş olabilir. Kalpleri yalnızca Allah bilir. Bu yüzden önce kendi halimize bakmamız, başkalarına da ibret almak niyetiyle bakmamız tavsiye ediliyor.

Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; hikâyenin tamamını videodan dinleyebilirsiniz.