Fitne uykudadır uyandıran Allah’ın gazabına ve lanetine uğrar ! | Abdurrahman Büyükkörükçü Hoca
Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi bu kısa sohbetinde fitne konusunu ele alıyor ve müminin bu meselede nerede durması gerektiğini anlatıyor. Kısa olmasına rağmen konuşma net bir çağrı taşıyor: ümmetin arasını bozan değil, birleştiren tarafta olmak.
Fitnenin Ağırlığı
Hocaefendi, Kur'an-ı Kerim'in fitneyi adam öldürmekten daha büyük bir kötülük olarak bildirdiğini hatırlatarak başlıyor. Ardından Peygamber Efendimiz'in bu konudaki uyarısını naklediyor: rivayet edildiğine göre fitne uykudadır, onu uyandıran kimse ağır bir vebalin altına girer. Hocaefendi bu rivayetleri Sahih-i Müslim'den okuduğunu belirtiyor ve meselenin ne kadar ciddiye alındığını göstermek istiyor.
Zaafın Kaynağı İhtilaftır
Sohbetin ana tespiti şu: tarih boyunca ne zaman ihtilafa düşülmüşse zaaf ortaya çıkmış, zaafın olduğu yerde de sıkıntılı dönemler yaşanmıştır. Hocaefendi cümlesini kurarken sırayı özellikle düzeltiyor; önce ayrılık gelir, güçsüzlük onun sonucudur. Bu tespiti hem İslam tarihinden hem de genel insanlık tarihinden örneklerle desteklediğini söylüyor.
Birlikten Söz Eden İki Söz
Hocaefendi, konuyla ilgili iki meşhur sözü hatırlatıyor. Bunlardan biri, milletinin arasındaki ayrılığın kendisini kabrinde bile rahatsız edeceğini ifade eden ve Yavuz Sultan Selim'e nispet edilen sözdür. Diğeri ise Mehmet Akif'in, ayrılık girmedikçe bir millete düşmanın giremeyeceğini, yürekler birlikte attıkça hiçbir gücün o milleti sindiremeyeceğini anlatan meşhur beytidir. Hocaefendi beyti hafızasından aktardığını, kelimelerinde bir eksiklik olursa bağışlanmasını istiyor.
Nerede İttifak Varsa
Sohbetin en özlü cümlesi burada: nerede ittifak, müsamaha, kardeşlik, fedakarlık ve benlikten vazgeçmek varsa orada fitne sönmüş, düşmana fırsat kalmamıştır. Hocaefendi buradan bir sonuç çıkarıyor: bölmeye çalışanlar dışarıda da olsa, asıl mesele Müslümanların bu tuzağa düşmemesidir.
Vahdet Unsuru Olmak
Hocaefendi sözlerini bir dua ve bir temenniyle bağlıyor: Rabbim bizi bölenlerden, parçalayanlardan eylemesin; hep birlik ve kardeşlik unsuru olalım. Bütün gayretin, nefsani hesaplardan sıyrılarak ümmetin bir arada durmasına harcanması gerektiğini ifade ediyor. Zamanının kısıtlı olduğunu, bu konuda söylenecek çok şey bulunduğunu ve ileride ayet-i kerimelerle konuyu genişletebileceğini belirterek konuşmasını tamamlıyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.