DOĞRULUK İNSANLARI İYİ YÖNLERE GÖTÜRÜR! - DOĞRULUĞUN ÖNEMİ | Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi
Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi bu sohbetinde doğruluğun insanı nereye götürdüğünü anlatıyor. Sohbetin dayanağı olan hadis-i şerifte doğruluk, iyilik ve cennet birbirine bağlanan üç halka gibi sıralanıyor.
Doğruluk, İyilik, Cennet
Aktarılan hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz doğru sözlü olmayı tavsiye ediyor ve gerekçesini de bildiriyor: Doğruluk insanı iyiliğe götürür, iyilik de cennete götürür. Hocaefendi bu tavsiyenin bir ricadan öte olduğunu, büyüklerin tavsiyesinin emir yerine geçtiğini söylüyor. Ona göre doğru söyleye söyleye insan yalandan ve gıybetten uzak kalır; bu uzaklık zamanla bir karakter hâline gelir.
"Ne Yalan Söyleyeyim, Ben Kur'an Okuturum"
Sohbetin en tesirli bölümü, Konya'da tanınan Hacı Veyiszâde Mustafa Efendi ile ilgili bir hatıra. Kur'an öğretmenin serbest olmadığı bir dönemde mahallede çocuklara ders okuturken evine baskın yapılır ve kendisi götürülür. O gün derste bulunan bir hanımın anlattığına göre, götürülürken kendisine vurulmuş ve sarığı yere düşmüştür. Hocaefendi hiç ses çıkarmadan sarığını almış ve vurana hakkını helal etmesini söylemiştir. Mahkemede bir görevli, bunun bir yanlışlık olduğunu ve bir daha yapmayacağını söylemesini telkin edince aldığı cevap şudur: "Ne yalan söyleyeyim, ben Kur'an okuturum." Hocaefendi bu cevabı, kolay bir çıkış yolu varken bile yalana sığınmamanın örneği sayıyor.
İnsanların En Hayırlısı Kimdir?
Sohbette nakledilen bir başka rivayette sahâbe efendilerimiz, insanların en hayırlısının kim olduğunu sorar. Verilen cevapta iki vasıf sayılır: Doğru sözlü olmak ve kalbi temiz, kin barındırmayan bir gönle sahip olmak. Hocaefendi bu iki vasfın birlikte zikredilmesine dikkat çekiyor; dilin doğruluğu ile kalbin selameti birbirini tamamlar.
Helal Kazanç ve Zenginlik
Hocaefendi burada bir yanlış anlaşılmayı önlemek istiyor. Müminin zengin olması güzeldir; çokça çalışıp güçlü olmak da tavsiye edilir. Rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz, güzel bir insanın elindeki helal servetin ne güzel olduğunu bildirmiştir. Hocaefendi bu servetle camilerin, okulların, hastanelerin yapılabileceğini; yetimlerin elinden tutulup gençlerin evlendirilebileceğini sayıyor.
Kaybettiğine Üzülme
Sohbette aktarılan bir hadis-i şerifte, belirli hasletlere sahip olan kimsenin dünyalıktan kaybettiğine üzülmemesi gerektiği bildiriliyor. Hocaefendi buna sofradaki lokmanın temizliğini de ekliyor: Önüne konan yemekte kimsenin hakkı yoksa, insan gerçekte hiçbir şey kaybetmiş sayılmaz.
Dersin sonuna doğru hocaefendi, tahmine dayanarak insanlar hakkında konuşmanın bir kısmının günah olduğunu hatırlatıyor ve sohbeti hastalara şifa, dertlilere ferahlık dileyen bir dua ile tamamlıyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.