Allah Resulü ve O'na İttiba Edenlenerin Bedenleri Çürümeyecektir (12.10.2012) - İhsan Şenocak Hoca
İhsan Şenocak Hocaefendi bu sohbetinde, Peygamber Efendimiz'e getirilen salât ve selamın nasıl bir bağ kurduğunu ve peygamberlerin bedenlerine dair rivayetleri ele alıyor. Sohbetin çıkış noktası, her namazda teşehhüdde tekrarlanan selamdır: bu selam bir söz kalıbı değil, sürekli devam eden bir irtibattır.
Her Namazda Tekrarlanan Selam
Hocaefendi, namazda oturulduğunda Efendimiz'e verilen selamın ve gündelik hayatta getirilen salât ü selamın insanı adım adım Peygamber Efendimiz'e yaklaştırdığını söylüyor. Bu bağ güçlendikçe sünnete uymanın da kolaylaştığını ifade ediyor. Rivayet edildiğine göre Efendimiz, kendisinden sonra gelecek nesillere çokça salât ü selam getirmelerini tavsiye etmiş ve bunların kendisine arz edileceğini bildirmiştir.
Peygamberlerin Bedenlerine Dair Rivayet
Sohbette, Ebû Dâvûd, Nesâî ve İbn Mâce'nin naklettiği bir hadis-i şerif aktarılıyor: sahabîler, aradan uzun zaman geçtikten sonra selamın nasıl karşılık bulacağını sorduklarında, Allah'ın peygamberlerin bedenlerini toprağa çürütmeyi haram kıldığı bildirilmiştir. İmam Müslim'in rivayet ettiği İsrâ gecesine dair haberde de Hz. Mûsâ'nın kabrinde namaz kılar hâlde görüldüğü nakledilmektedir. Hocaefendi buradan, peygamberlerin hayatının dünya hayatı gibi olmadığı, fakat ruhlarıyla irtibatlarının sürdüğü sonucunu aktarıyor.
Fıkhın Bakışı
Sohbette, bu anlayışın fıkıh kitaplarındaki bazı hükümlere de yansıdığı belirtiliyor: peygamberlerin bıraktığı malın miras olarak taksim edilmemesi buna örnek veriliyor. Hocaefendi bu hükümleri kendi görüşü olarak değil, fıkıh geleneğinde yer aldığı şekilde naklediyor.
Nûreddin Zengî'ye Dair Anlatılan Hatıra
Sohbetin en uzun anlatımı, hicrî 557 yılına dair aktarılan bir hadisedir. Anlatılana göre Nûreddin Mahmud Zengî, bir gecede üç defa aynı rüyayı görür ve Medine'ye gelmesi istenir. Vezirine durumu bildirip yola çıkar, on altı günde Medine'ye ulaşır. Herkese sadaka dağıtılacağını duyurur ve gelenleri tek tek gözden geçirir. Sadaka almaya gelmeyen iki kişi bulunduğu öğrenilir; bunlar uzaktan gelmiş, camiden çıkmayan ve sürekli kabristanı ziyaret ettikleri bilinen kimselerdir. Kaldıkları yere gidildiğinde, hasırların altında kazılmış bir tünel bulunur; toprakların ziyaret bahanesiyle taşındığı anlaşılır. Hocaefendi bu anlatımı, tarihî bir hatıra olarak naklediyor.
Bugüne Düşen Pay
Sohbetin sonunda Hocaefendi, salât ü selamın nereden gönderilirse gönderilsin ulaşacağını söylüyor. Ardından asıl meselenin sözde kalmaması gerektiğini vurguluyor: sünnetin evde, dükkânda, çarşıda ve hayatın her şubesinde yaşanması. Sohbet, bu bağlılığı sürdürenlerin Allah'ın korumasına ve ahirette şefaate nail olmaları temennisiyle tamamlanıyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.