(41) İnsanlar Arasındaki İnanç Farklılıkları (03-09-1999) - Ahmet Vanlıoğlu Hocaefendi
Ahmet Vanlıoğlu Hocaefendi bu sohbetinde insanlık tarihi boyunca süregelen inanç ayrışmasını ele alıyor. Sohbetin çıkış noktası şu: İnsanlar arasındaki inanç farklılığı yeni bir mesele değildir; ilk insanın kendi evinde başlamıştır. Hocaefendi bu ayrışmanın nasıl ortaya çıktığını ve hangi kanuna göre sürdüğünü anlatıyor.
İlk İnsan ve İlk Peygamber
Hocaefendi sözlerine, Âdem aleyhisselamın hem ilk insan hem ilk peygamber olduğunu belirterek başlıyor. Bu iki vasfın Kur'an'da açıkça bildirildiğini söylüyor.
Habil ile Kabil: İlk Ayrışma
Sohbetin merkezinde Habil ile Kabil kıssası var. Hocaefendi, o günün şeriatındaki evlilik ölçüsünü anlatıyor ve Kabil'in bu ölçüyü kabul etmeyerek kardeşini kıskandığını, sonunda onu öldürdüğünü aktarıyor. Böylece yeryüzünde ilk cinayet işlenmiştir. Hocaefendi burada bir rivayeti hatırlatıyor: Haksız yere bir cana kıyan her kişinin günahının bir misli, bu çığırı ilk açan kimseye de yazılır. Buradan çıkardığı ders şu: Kötü bir örneği başlatmanın vebali, o örneği izleyen herkesin vebalini taşır.
İki Cephe ve Bir Kanun
Hocaefendi, Âdem aleyhisselamın soyunun bu hadiseden sonra iki kola ayrıldığını söylüyor. Bir tarafta peygamberlere iman edenler, diğer tarafta elçiyi ve getirdiği hükümleri reddedenler. İnsanlar çoğaldıkça her iki taraf da büyümüştür; ancak hocaefendinin dikkat çektiği bir kanun vardır: Tarihin hiçbir döneminde iman edenlerin sayısı inkâr edenlerin sayısına ulaşmamıştır. İman edenler daima azınlıkta kalmıştır ve kıymetli olan şey zaten az bulunandır.
İbrahim Aleyhisselamın Misafirleri
Sohbetin orta bölümünde helak edilen kavimlerden ve inkârın akıbetinden söz ediliyor. Hocaefendi burada uzunca bir kıssa aktarıyor: İleri yaşlarında evlat sahibi olmayan İbrahim aleyhisselama tanımadığı misafirler gelir; cömertliğiyle bilinen peygamber onlara ikramda bulunur, fakat yemeğe el sürmediklerini görünce içine bir endişe düşer. Misafirler kendilerini tanıtır ve iki vazifeyle geldiklerini bildirirler: Biri bir evlat müjdesi, diğeri Lut kavminin helaki.
Keramet Var, Ama Ölçüsü Vardır
Sohbetin son bölümü çok önemli bir uyarıya ayrılmış. O günlerde deprem tarihi verdiğini iddia eden kimselerden söz eden hocaefendi, önce bir esası teyit ediyor: Evliyanın kerametine inanmak ehl-i sünnet inancıdır. Ancak keramet, Kur'an ve sünnete aykırı olamaz. Gaybı bildiğini iddia eden kimsenin sözü bu ölçüye uymadığı için geçersizdir. Hocaefendi burada, Efendimize hitaben inen ve kendisinin dahi gaybı bilmediğini, bilseydi hayrı çoğaltacağını bildiren ayeti hatırlatıyor. Tavsiyesi ise şu: Böyle iddiaların peşine düşmek yerine tövbe ve istiğfara yönelmek, sünnete bağlılığı artırmak.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.