(30) Hz.Aişe'nin (r.a.) İlmi (28-04-2000) - Ahmet Vanlıoğlu Hocaefendi
Ahmet Vanlıoğlu Hocaefendi bu dersine, Hz. Âişe validemizin rivayet ettiği bir hadisle başlıyor ve buradan hem onun ilimdeki yerine hem de dinde sonradan çıkarılan şeylerin hükmüne geçiyor. Sohbetin sorusu şudur: bir şeyin dinden olup olmadığına nasıl karar verilir?
Hümeyrâ'dan Öğrenin
Hocaefendi, Peygamber Efendimiz'in Hz. Âişe hakkındaki tavsiyesini naklederek başlıyor: dine ait hükümlerin önemli bir kısmını ondan öğrenmeye çalışın. Bu sözü, Hz. Âişe'nin dinde ne kadar geniş bir bilgiye sahip olduğuna dair bir şehadet olarak okuyor. Genç yaşta Peygamber Efendimiz'in hanesinde bulunmuş olması, başkalarının duyamadığı pek çok şeyi doğrudan öğrenmesini sağlamıştır. Hocaefendi, kendisinden iki binin üzerinde hadis rivayet edildiğini belirtiyor ve hadis nakli bakımından babası Hz. Ebû Bekir'in bile onun seviyesinde olmadığını söylüyor.
"Bizden Değildir"
Dersin merkezindeki hadis, Hz. Âişe'den rivayet edilen meşhur bidat hadisidir: bizim bu işimizde, ondan olmayan bir şeyi ortaya çıkaran kimsenin yaptığı reddedilmiştir. Hocaefendi bu hadisi geniş bir çerçevede açıklıyor. Dinde olmadığı hâlde dinden sayılan her şey bu hükmün kapsamına girer: itikadî konularda, ibadetlerde, ahlakta veya muamelatta olsun fark etmez. Böyle bir şey ne Allah tarafından ne de Resulü tarafından kabul edilir; peşinen reddedilmiştir.
Bidat Nasıl Sızar
Hocaefendi, bidatin çoğu zaman kötü niyetle değil, "herkesin işin bir tarafından bir şeyler yapıştırmasıyla" oluştuğunu anlatıyor. Örnek olarak, türbe ve kabir ziyaretlerinde görülen bazı uygulamaları veriyor: dilek tutarak yapılan davranışlar, duvarlara taş yapıştırmak gibi âdetlerin dinde bir karşılığı bulunmadığını ifade ediyor. Bunların ibadet zannedilmesinin, meselenin en tehlikeli yanı olduğunu belirtiyor.
Kabir Ziyaretinin Ölçüsü
Ders burada dengeyi kuruyor. Hocaefendi, kabir ziyaretinin yasak olmadığını hatırlatıyor: Peygamber Efendimiz de kabirleri ziyaret etmiş, Veda Haccı'na çıkarken Medine'nin meşhur kabristanı Cennetü'l-Bakî'ye gidip orada medfun bulunan sahabîlerle vedalaşmıştır. Mesele ziyaretin kendisi değil, şeklidir. Ölülere yapılan ziyaretin de bir edebi ve bir ölçüsü vardır; büyük bir insana hürmetle yaklaşmak ile ondan bir şey ummak birbirinden ayrılmalıdır.
Ölçüyü Kendimiz Koyamayız
Sohbetin özündeki uyarı şudur: bir davranışın dinden olup olmadığına kişisel kanaatle karar verilemez. Hocaefendi, herkesin kendi kafasına göre tarif yapmasının doğru olmadığını; ölçünün Kur'an ve sünnet olduğunu ve bu ölçüye önce kendisinin uyması gerektiğini söylüyor. Dinin aslında bulunmayan bir şeyi dine eklemenin, iyi niyetle yapılsa bile bir kazanç sağlamayacağını ifade ediyor.
Bu yazı, dersin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.