(19) Allah'ın (c.c.) Rızasını Kazanmak - Timurtaş Uçar Hocaefendi
Timurtaş Uçar Hocaefendi bu dersini, Kurban Bayramı'nın hemen öncesinde yapıyor. Meydanlarda kurbanlıkların toplanmaya başladığı bu günlerde, konu hakkında kapalı kalmış ya da yeterince açıklanmamış hususları anlatmayı hedefliyor. Sohbetin başında yaptığı dua ise makalenin de anahtarı: "Ya Rabbi bizi razı olduğun amellere muvaffak eyle." Çünkü hocaefendiye göre çok iş yapılabilir, asıl mesele o işin Allah'ın rızasına uygun olup olmadığıdır.
Düşünmek ve Düşüncenin Kaynağı
Hocaefendi konuya bir mukayeseyle giriyor. Düşünebilmenin insanı diğer canlılardan ayıran en ciddi özelliklerden biri olduğunu söylüyor; insanın zihni, tıpkı enerji üreten bir dinamo gibi fikir üretecektir. Ancak düşüncenin kaynağı da önemlidir. Filozofun düşüncesi hiçbir sınıra ve disipline bağlı değildir; aklına geleni söyler, doğru mu yanlış mı olduğu ayrı bir meseledir. Peygamberin düşünmesi ve düşündürmesi ise doğrudan vahye dayanır. Hocaefendinin dikkat çektiği fark şudur: Felsefe tarihinde her filozof bir öncekini çürütmüştür; peygamberler tarihinde ise hiçbir peygamber kendinden öncekini yalanlamamış, aksine doğrulamıştır.
İtikadın Belirleyiciliği
Sohbette hocaefendi, inancın hayatı ne kadar belirlediğini göstermek için Hindistan örneğini veriyor. Orada sığır kesmek ve yemek inanç gereği yasaktır; caddelerde milyonlarca hayvan serbestçe dolaşırken insanlar açlıkla mücadele etmektedir. Bir gıda kuruluşunun tespitine göre bu hayvanlar değerlendirilseydi dünyadaki açların uzun süre beslenmesi mümkün olurdu. Hocaefendinin buradan çıkardığı sonuç: İtikat, iktisadın da önündedir. Aynı şekilde müslüman da Allah'ın adı anılmadan kesilen hayvanı yemez; bu da bir itikat meselesidir. Bu sebeple kurbanın itikadi yönünü sohbetin başına aldığını söylüyor.
Kurban Kimden İstenir
Hocaefendi, kimlerin kurban kesmekle mükellef olduğu konusundaki tereddütleri gidermek için kitaplarda geçen şartları sıralıyor. Aktardığına göre birinci şart müslüman olmaktır; bu sıfat bulunmadan kesilen hayvan kurban sevabı getirmez. İkincisi, kesmeye muktedir olmak, yani gücünün yetmesidir. Bunun ölçüsünü de nakledildiği şekliyle veriyor: Bülûğa ermiş, yani on beş yaşını tamamlamış bir müslümanın, kurban günlerinde temel ihtiyaçları dışında seksen gram altın alabilecek kadar imkânı varsa mükellef sayılır. Bu hükümler hocaefendinin kaynaklardan aktardığı bilgiler olarak dinleyiciye sunuluyor.
Kurbanın Vakti
Sohbette dikkat çekilen bir başka ayrıntı, bayram günleri ile kurban günlerinin aynı şey olmadığıdır. Hocaefendi bayramın dört gün olmasına karşılık kurban kesme vaktinin ilk üç günle sınırlı bulunduğunu, kurbanını dördüncü güne bırakan kimsenin bu vakti kaçırmış olacağını aktarıyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.