Tümü 🏠 Aile ve Toplum ⏳ Ahiret ve Kabir 💚 Ahlak ve Edep 🤲 İbadet ve Namaz 🕌 Hadis ve Sünnet 🗣️ Genel Sohbet 🌙 Peygamber Kıssaları 💬 Nasihat ve Öğütler 📖 Kur'an ve Tefsir 📿 Dua ve Zikir 🕋 Hac ve Umre ⚖️ Helal Haram ☪️ İman ve İtikat 🌛 Ramazan ve Oruç 🌾 Kader ve İmtihan 📚 Kıssalar ve İbretler 📜 İslam Tarihi ✨ Tasavvuf ve Maneviyat

(166) İstanbul'u Fetheden İman Nerede - Timurtaş Uçar Hocaefendi

👁 391 izlenme 👍 8 📅 22 Mart 2013 ⏱ 1:00:53
🎙️ Timurtaş Uçar 🕌 Hadis ve Sünnet
Sesli (mp3) Sohbet-166 http://www.ilimmeclisi.org
📝 (166) İstanbul'u Fetheden İman Nerede - Timurtaş Uçar Hocaefendi — Yazılı Anlatım

Timurtaş Uçar Hocaefendi bu sohbetini Muharrem ayında, İstanbul'un fethinin yıl dönümüne denk gelen bir cumada yapıyor. Başlıktaki soru sohbetin ana damarını oluşturuyor: Bir şehri fetheden o iman ve o kuvvet nereye gitti, bugün müslümanlar niçin bu hâldedir?

Yeryüzünün en rahatsız milletleri

Hocaefendi acı bir tespitle devam ediyor: bugün dünyada en huzursuz topluluk müslümanlardır. Sebebini de şöyle açıklıyor: inandıkları gibi yaşayamıyorlar. İnançlarıyla sürdürdükleri hayat arasında boşluklar, mesafeler oluşmuş; İslam'ı bütün esaslarıyla hayata geçirememişlerdir. Sohbet boyunca bu boşluğun sebepleri üzerinde duruyor ve Mâide sûresinin 105. âyeti çerçevesinde meseleyi işliyor.

Kur'an bir garanti belgesidir

Sohbetin en dikkat çekici benzetmesi bu. Hocaefendi, bir çamaşır makinesi ya da elektronik cihaz satın alırken firmanın verdiği garanti belgesini hatırlatıyor: insan o belge sebebiyle daha çok güven duyar. Ardından şunu soruyor: Bir fabrika sahibi ürettiği mala garanti veriyorsa, insanı yeryüzüne gönderen Allah onun huzurunu, selametini ve saadetini garanti altına almaz mı? Hocaefendiye göre alır ve bu garantinin belgesi hepimizin evinde duran Kur'an-ı Kerim'dir. Fakat belgenin evde durması yetmez; şartlarına uyulması gerekir.

Sayıca çok, tesirce az

Hocaefendi tabloyu rakamlarla ortaya koyuyor. Dünya nüfusunun yaklaşık üçte birinin müslüman olduğunu, buna rağmen ilim, sanayi ve teknoloji alanlarında bir müslüman ülkenin adının anılmadığını söylüyor. Sayının çokluğuna karşılık kuvvetin, kudretin ve sözün geçerliliğinin bulunmamasını ümmetin asıl derdi olarak görüyor. Osmanlı döneminde paranın satın alma gücüyle bugünkü durumu karşılaştırarak seksen yıl içinde ne kadar geriye düşüldüğünü de örneklendiriyor. Bugünün imkânları, iletişim vasıtaları ve teknolojisi ecdadın elinde olsaydı bambaşka bir manzara ortaya çıkacağı kanaatindedir.

Sarılınacak iki emanet

Sohbetin sonunda hocaefendi bir hadis-i şerif okuyor. Rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz, kendisinden sonra iki emanet bıraktığını, onlara sımsıkı sarıldıkları müddetçe ümmetin sapıklığa düşmeyeceğini bildirmiştir: Allah'ın kitabı ve Peygamber Efendimiz'in sünneti. Hocaefendi bu iki kaynağa sarılan bir toplumun zaafa uğramayacağını, karakterini ve bağımsızlığını kaybetmeyeceğini söylüyor ve sohbeti yeniden bu kaynaklara dönme temennisiyle bağlıyor.

Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.