YETERKİ BU DUAYA LAYIK KİŞİLER OLALIM! | Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi
Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi bu sohbetinde, çoğu kimsenin ilk defa duyduğunda hayret ettiği bir hakikati anlatıyor: melekler müminler için dua ediyor. Sohbetin adını aldığı cümle de buradan çıkıyor; mesele o duanın varlığı değil, o duaya layık kimseler olabilmektir.
Duanın kıymeti
Hocaefendi söze duanın önemiyle giriyor. Bugünün insanının maddi ve manevi olarak duaya her zamankinden daha fazla muhtaç olduğunu söylüyor. Her dua Rabbimize yükselir, yeter ki ihlas ve samimiyetle yapılsın; fakat Kur'an'da geçen ve Peygamber Efendimiz'in mübarek dilinden nakledilen dualarla dua etmenin ayrı bir tadı ve kıymeti vardır. Bu bahiste Sübhaneke'yi çokça okumayı da tavsiye ediyor; duaya başlarken Fatiha ile birlikte onun da okunmasını öğütlüyor.
Arşı taşıyan meleklerin duası
Sohbetin merkezinde Mü'min suresi, diğer adıyla Gâfir suresinin yedinci ayeti bulunuyor. Hocaefendi bu ayette, arşı yüklenen ve etrafında bulunan meleklerin hem Rablerini hamd ile tesbih ettiklerinin hem de iman edenler için bağışlanma dilediklerinin bildirildiğini anlatıyor.
Duanın muhtevası şöyle aktarılıyor: Allah'ın yoluna tabi olan ve tövbe eden kulların bağışlanması, cehennem azabından korunmaları ve kendilerine vaat edilen Adn cennetlerine konulmaları. Hocaefendi meleklerin günahsız varlıklar olduğunu hatırlatarak, böyle bir duanın kabul ümidinin büyüklüğünü ifade ediyor.
Arşın hikmeti sorulduğunda ise hocaefendi ihtiyatlı davranıyor: "işittik ve iman ettik" diyerek teslim olduklarını, işin hakikatini Allah'ın bileceğini söylüyor.
Üç büyük dayanak
Hocaefendi bu ayetten çıkardığı neticeyi şöyle sıralıyor: müminin üzerinde Rabbimizin rahmeti vardır, Peygamber Efendimiz'in âlemlere rahmet oluşu ve şefaati vardır; şimdi öğreniyoruz ki bir de meleklerin duası vardır. Bu üç dayanak karşısında müminin ümitsizliğe düşmesi için sebep yoktur.
Ancak hocaefendi hemen şartı ekliyor: bu duaya layık olabilmek için samimi, dürüst ve ihlasla teslim olmuş kimseler olmak gerekir.
Küçük görünen günahlar
Sohbetin son bölümü günahlardan korunmaya ayrılıyor. Rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz, Hz. Ayşe validemize küçük görülen günahları da hafife almamasını, çünkü onların da kaydedildiğini bildirmiştir. Hocaefendi meselenin ölçüsünü şöyle koyuyor: günahın büyüklüğüne küçüklüğüne değil, kime karşı işlendiğine bakmak gerekir.
Bu sebeple Peygamber Efendimiz'in duası hatırlatılıyor: "Ya Rabbi, göz açıp kapayıncaya kadar bile beni nefsime bırakma." Hocaefendi rahmetli babasının buna "bundan daha az bir zaman için bile" ilavesini yaptığını naklediyor. Sohbet, Allah'ın koruduğu kimsenin gerçek kurtuluşa ermiş olacağı hatırlatmasıyla ve o kullardan olma niyazıyla tamamlanıyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.