Hayatımızın her karesinde dilimiz Allah Zikriyle Islak Olacak | Abdülmetin Balkanlıoğlu
Abdülmetin Balkanlıoğlu Hocaefendi bu ramazan sohbetinde, müminin dilinin ve gönlünün her an Allah'ın zikriyle diri kalması gerektiğini anlatıyor. Sohbet, ümmet için yapılan dualarla açılıyor; tövbe, helal lokma ve oruç bahisleriyle devam ediyor.
Zikirle Islak Kalan Bir Dil
Hocaefendi sohbetin çerçevesini, Şuara suresinin son ayetinde sayılan vasıflar üzerinden kuruyor: İman edip salih amel işleyenler ve Allah'ı çok zikredenler. Ona göre zikir, günün belli bir saatine sıkıştırılan bir iş değil, hayatın her karesine yayılan bir hâldir. Sohbetin başında ümmetin, özellikle de zor şartlar altında yaşayan mümin kardeşlerimizin hâli için dua ediyor ve ramazanın bereketinden istifade edilmesini temenni ediyor.
Yürekteki Sızı Tövbedir
Sohbetin dikkat çeken bölümlerinden biri tövbeye ayrılıyor. Hocaefendi, insanın bir hata işlediğinde, bir gönül kırdığında ya da yapmaması gereken bir işe düştüğünde, o anda gaflette olsa bile ardından yüreğinde bir sızı duymasının kıymetine değiniyor. Nakledilen rivayete göre nedamet duymak, tövbenin kendisidir. Buradan hareketle istiğfar kapısının hiçbir zaman kapanmadığını, insanın bu kapıyı çalmaktan çekinmemesi gerektiğini anlatıyor.
İyilerle Beraber Olmak
Hocaefendi, gönlü temiz, ameli salih, ahlakı düzgün insanların yanında bulunmanın insanı yukarı çektiğini söylüyor. Kur'an'da yer alan ve "bizi iyilerle beraber vefat ettir" anlamına gelen duayı hatırlatıyor. Bu bölümde, Allah sevgisini anlatan bir âlimin sohbetinden ve o meclisin insanlar üzerinde bıraktığı tesirden söz ediyor; asıl meselenin sözün kendisi değil, o sözü taşıyan gönlün temizliği olduğunu ifade ediyor.
Helal Lokmanın Yeri
Sohbette üzerinde durulan bir diğer konu, yenilen içilen şeylerin helalliği. Hocaefendi, yediğimiz gıdalardan giydiğimiz kıyafete kadar geniş bir alanda dikkat edilmesi gerektiğini söylüyor; kimsenin görmediği yerlerde bile ölçüye riayet etmenin önemine değiniyor. Ona göre helalle beslenen beden, kişinin âhiretteki hâline de yansır. Bu hassasiyeti, nasihatin insanlara tesir edip etmemesiyle de ilişkilendiriyor.
Oruçlunun Hâli
Sohbetin son bölümünde hocaefendi, oruç tutanın ağız kokusunun Allah katındaki değerini bildiren rivayeti aktarıyor. Bunu, Allah yolunda dökülen ter ve kanın makbul sayılmasına benzetiyor: Dışarıdan hoş görünmeyen bir hâl, niyet ve gaye sebebiyle kıymet kazanır. Hocaefendi, müminin uykusunun bile ibadet hükmünde olabildiğini hatırlatarak dinleyicilerine kendi değerlerini hatırlatıyor ve ramazandan sonra da Kur'an ve sünnet üzere yol almanın nasip olmasını dileyerek sohbeti dua ile bitiriyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.