Şuurlu Namaz: Tekbirden Selama Kadar İlmek İlmek Tefekkür | Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi
Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi bu sohbetinde namazı baştan sona, tekbirden selama kadar adım adım ele alıyor. Maksadı bir fıkıh dersi vermek değil; her hareketin ve her cümlenin manasını hatırlatarak namazı şuurla kılmanın nasıl bir hâl meydana getirdiğini göstermek. Sohbetin ana sorusu şudur: okuduğumuz cümlelerin manasını bilmeden kılınan namazla, bilerek kılınan namaz aynı olabilir mi?
"Allahu ekber" derken
Hocaefendi namazın başlangıcından itibaren duruyor. Tekbir alırken kimin huzuruna durulduğunun farkında olmak, namazın ilk şartıdır. Ardından okunan Sübhaneke'nin manasını cümle cümle açıyor: Rabbimizi hamd ile tesbih etmek, adının ne kadar mübarek olduğunu ikrar etmek, azametini ve celalini itiraf etmek ve nihayet O'ndan başka ilah bulunmadığını söylemek.
Hocaefendi burada duygulanarak, bu manaları bilerek okuyan kimsenin hâlinin bambaşka olacağını söylüyor. Namaz kılan müminlerin bile Fatiha'nın manasına ne ölçüde vâkıf olduğu sorusunu sorarak, bilinmeyen şey üzerinde tefekkür edilemeyeceğini hatırlatıyor.
Sığınmak ve başlamak
Eûzü ile şeytandan Allah'a sığınıldığı, besmele ile O'nun adıyla başlandığı hatırlatılıyor. Hocaefendi bu iki cümleyi, namaza girişin kapısı olarak tarif ediyor.
Okunan surelerin de şuurla okunması isteniyor. Mesela Kâfirûn suresi okunurken kişinin inancını açıkça ikrar ettiğini, âdeta bir duruş sergilediğini anlatıyor.
Rükû ve secde
Sohbetin en tesirli bölümü burasıdır. Rükûda belin kırılması, kulluğun bedenle yapılan bir itirafı olarak anlatılıyor; "Sübhâne rabbiye'l-azîm" ile Rabbimiz en güzel ifadelerle tesbih edilir. Doğrulurken söylenen "Semiallahu limen hamideh" ile hamdedenin hamdini Allah'ın işittiği ikrar edilir.
Secde ise Hocaefendinin tarifiyle yaklaşmanın son basamağıdır: insan en şerefli yeri olan alnını yere koyar. Rivayet edildiğine göre kulun Rabbine en yakın olduğu an secde anıdır. Hocaefendi bu sıralamayı bir yolculuk gibi anlatıyor: kıyamda durmak, rükûda kulluğu itiraf etmek, secdede kendini teslim etmek.
Selamın dünyayı dolaşması
Namazın sonundaki selam için güzel bir tasvir yapılıyor. Sağa verilen selamla o taraftaki bütün mümin kardeşlere ve meleklere selamet dilenir; sola dönüldüğünde aynısı tekrarlanır. Hocaefendi bunu, selamın âdeta dünyayı dolaşıp tekrar sahibine dönmesi olarak anlatıyor.
Üç gün deneyin
Sohbetin sonunda hocaefendi cemaatine somut bir teklifte bulunuyor: üç gün boyunca namazı bu şuurla kılmayı deneyin, sonra gönlünüzdeki berekete, namazdan aldığınız tada, namaz sonrası duanıza bakın. Konunun devamını gelecek haftaya bırakarak, namazlarımızın miraç olması ve şuurlu müslüman olma nimetinin verilmesi niyazıyla sözünü tamamlıyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.