Yahya (a.s.)'a Gelen Beş Emir (28.08.1965)- Medineli Hacı Osman Efendi
Bu sohbette, Hz. Yahyâ aleyhisselama verilen beş emri anlatan meşhur rivayet ele alınıyor. Anlatıldığına göre bu beş husus hem kendisinin yapması hem de insanlara öğretmesi için bildirilmiştir. Sohbette her bir emir, akılda kalıcı benzetmelerle açıklanıyor. "Kulluğun özeti nedir?" sorusunun cevabı bu beş maddede toplanıyor.
Tebliğin Aciliyeti
Rivayete göre Hz. Yahyâ bu emirleri duyurmakta gecikince, aynı görev Hz. İsa'ya bildirilmiştir. Haberi alan Hz. Yahyâ, gecikmesinin kendisine bir kusur olarak yazılmasından endişe ederek derhal insanları toplamış ve emirleri bildirmiştir.
Birinci Emir: İhlas
İlk emir, ibadete hiçbir şeyin ortak edilmemesidir. Hocaefendi bunu bir benzetmeyle açıklıyor: bir kimse hizmetlisine sermaye verip ticaret yaptırsa, o kişinin kazancı sahibine getirmemesine hiç kimse razı olmaz. Kul da yaratanının, yediren ve içirenin karşısında aynı durumdadır. Bu bahiste gösteriş meselesi üzerinde uzun duruluyor. İbadetin görülmesini istemenin, sadakayı fark edilsin diye vermenin kabule engel olduğu ifade ediliyor.
Hocaefendi riyanın çok ince olabileceğini, bir tek cümlenin içinde kendini üstün görme, gıybet ve iftira gibi birden fazla kusurun bir arada bulunabileceğini söylüyor. Bu tehlikeye karşı bilerek şirkten sakınmayı, bilmeyerek yapılanların bağışlanmasını isteyen duayı okumayı tavsiye ediyor.
İkinci Emir: Namazı Edeple Kılmak
İkinci emir namazdır. Hocaefendi namazın huzur ve edeple, tadil-i erkâna riayet edilerek kılınmasını anlatıyor. Namazda sağa sola bakmanın, gözü gönlü başka yerde tutmanın bu edebi zedelediğini ifade ediyor. Namazın farzlarına, vaciplerine ve sünnetlerine dikkat edilmesi gerektiğini hatırlatıyor.
Üçüncü Emir: Oruç
Üçüncü emir oruçtur. Hocaefendi orucun manevi güzelliğini anlatmak için hoş kokulu bir maddeyi taşıyan kimsenin benzetmesini kullanıyor: nasıl herkes o kokudan pay almak isterse, oruçlunun hâli de manevi âlemde böyle bir güzellikle karşılanır.
Dördüncü ve Beşinci Emirler: Sadaka ve Zikir
Dördüncü emir sadakadır. Hocaefendi bunu, esir düşen bir kimsenin fidye vererek kendini kurtarması benzetmesiyle açıklıyor: sadaka da insanı belalardan koruyan bir fidye gibidir. Erken verilen sadakanın gün boyu koruma vesilesi olduğunu ifade ediyor.
Beşinci emir ise zikirdir. Bunun için de bir kale benzetmesi yapılıyor: düşman tarafından takip edilen kimse kaleye girip kapıyı kapattığında güvende olur. Hocaefendi'ye göre zikir de insanı şeytanın vesvesesine karşı koruyan bir sığınaktır. Zikrin en büyüğünün namaz ve Kur'an okumak olduğunu, ardından tesbih ve tehlil cümlelerinin geldiğini belirtiyor. Yemeğe besmeleyle başlamanın da bu korunmanın gündelik hâli olduğunu hatırlatıyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.