Tavlaya Benzeyen Diğer Tüm Oyunlar Haramdır ! | Abdurrahman Büyükkörükçü Hoca
Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi bu sohbetinde, müftülük fetva nöbetlerinde kendisine sıkça sorulan bir başlığı ele alıyor: oyun ve eğlence adı altında geçirilen vaktin ölçüsü ne olmalı? Sohbetin çerçevesini tavla teşkil etse de anlatım, boş vaktin değerlendirilmesinden kumarın yuvalara verdiği zarara kadar geniş bir alana uzanıyor.
Tavla konusunda aktarılan rivayetler
Hocaefendi, konuyla ilgili hadis rivayetlerini hatırlatarak başlıyor. Rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz, tavla oynayan kişinin hâlini çok ağır bir benzetmeyle tarif etmiş; başka bir rivayette de bu davranışın Allah ve Resulüne karşı bir isyan olarak nitelendiği aktarılıyor. Hocaefendi bu rivayetlerden hareketle âlimlerin tavlanın haram olduğu hususunda görüş birliğine vardığını naklediyor ve dinleyenlerden böyle bir alışkanlıkları varsa bırakmalarını istiyor. Kendi ifadesiyle asıl kaygısı, insanların kahvehanelerde ya da evlerde sabahtan akşama kadar "zaman öldürmesi" ve bu alışkanlığın zamanla kumara kapı aralaması.
Satranç neden ayrı tutuluyor
Sohbetin dikkat çekici bölümlerinden biri satranç meselesi. Hocaefendi, tavla konusunda ihtilaf bulunmadığını, satranç konusunda ise âlimler arasında farklı görüşler olduğunu ifade ediyor. Hanefi mezhebinde müsaade edilmediğini, bazı mezheplerde ise zekâyı ve tefekkürü geliştirdiği gerekçesiyle şartlı olarak izin verildiğini aktarıyor. Öne sürdüğü şartlar açık: namaz geçmeyecek, namaz geciktirilmeyecek ve işin içine asla kumar karışmayacak. İskambil, dama ve benzeri taşlı oyunlar için ise âlimlerin böyle bir istisna tanımadığını söylüyor.
Farkına varılmayan kumar biçimleri
Sohbetin en pratik kısmı, günlük hayatta kumar sayıldığı fark edilmeyen davranışlar. Hocaefendi, bir maçta, bir bilgi yarışmasında ya da basit bir iddiada "kim kazanırsa diğerine çay ısmarlayacak" biçiminde kurulan karşılıklı bahisleri örnek veriyor. Karşılıklı olduğu için bunun kumar hükmüne girdiğini, kumar olmaması için karşılığın tek taraflı olması gerektiğini; yani bir tarafın alıp diğerinin hiçbir şey vermediği bir düzenin şart olduğunu ifade ediyor. Anadolu'da yaygın olan lades gibi çocuk oyunlarına da aynı ölçüyü uyguluyor.
Basit oyunların büyüyen zararı
Hocaefendi son bölümde, imam hatip talebeliği yıllarından hatırladığı sahneleri anlatıyor: çok basit oyunlardan çıkan kavgalar. Ona göre bunun sebebi, işin özünde bereketsiz olmasıdır. Kumar ise çok daha ağır bir noktaya varır; ocaklar söndürür, yuvalar yıkar. Sohbet, insanın vaktini ve gönlünü boş şeylerden koruması temennisiyle tamamlanıyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.