Gıybet büyük günahlardandır ! | Abdurrahman Büyükkörükçü Hoca
Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi bu sohbetinde gıybet konusunu ele alıyor ve gıybetin büyük günahlar arasında sayıldığını, âlimlerin bu noktada hemen hemen ittifak hâlinde olduğunu naklediyor. Hocaefendi'nin sohbet boyunca dikkat çektiği asıl mesele, gıybetin kul hakkına dokunması ve bu sebebe bağlı olarak ahirete kalan bir yük hâline gelmesidir.
Gıybet nedir
Sohbette gıybetin tarifi açıkça veriliyor: Bir müminin arkasından, onun hoşuna gitmeyecek bir şeyi söylemek. Hocaefendi, bir müslümanın haksız yere şahsiyetine ve manevi iffetine dil uzatmanın büyük günahlardan olduğunu bildiren rivayeti aktarıyor. Kur'an-ı Kerim'de gıybetin kesin bir dille yasaklandığını hatırlatarak, madem böyle bir yasak var, insanın kendi eliyle kendini ateşe atmasının bir anlamı olmadığını söylüyor.
Neden bu kadar ağır
Hocaefendi, gıybetin ağırlığını anlatan bir rivayeti de naklediyor. Bu rivayette gıybetin, tövbe ile temizlenebilen bazı büyük günahlardan daha tehlikeli görülmesinin sebebi açıklanıyor: Kul hakkı söz konusu olduğunda helalleşmek gerekir. Hocaefendi'nin pratik tespiti şudur: Gıybet edilen kişinin çoğu zaman bundan haberi bile olmaz, arkasından konuşulur ve geçilir. Sonra da helalleşmek utanma sebebiyle bir türlü yapılamaz. Böylece günah olduğu gibi kalır ve hesabı ahirete taşınır.
Kendini tetikte tutmak
Sohbetin en samimi bölümünde hocaefendi, bu konuyu anlatmanın en çok kendisine fayda verdiğini söylüyor. Bir kardeşinden söz ederken bile ağzından çıkan sözün gıybet sınırına girip girmediğini düşündüğünü, bu sebeple kendini sürekli tetikte tuttuğunu ifade ediyor. Bu şuurun ömür boyu korunmasını niyaz ediyor.
Önce kendin amel et
Hocaefendi burada, Musa aleyhisselam ile Hızır aleyhisselamın ayrılırken geçtiği rivayet edilen nasihatleşmeye değiniyor. Kaynaklarda nakledilen bu nasihatlerin ilkinin şu olduğunu söylüyor: İlmi başkalarına aktarmak için değil, önce kendin onunla amel etmek için tahsil et. Buradan hareketle anlatan ve söyleyen kimselerin önce kendilerinin amel etmesi gerektiğini vurguluyor.
Küçük günah, büyük günah ve tövbe
Son bölümde hocaefendi, insanın yanılabilen bir varlık olduğunu kabul ederek, mümine yakışanın hiç değilse büyük günahlardan sakınmak olduğunu söylüyor. Namaz, oruç, sadaka ve istiğfar gibi ibadetlerin, hatta müminin başına gelen sıkıntı ve hastalıkların küçük günahlara kefaret olacağına dair nakilleri aktarıyor. Büyük günahlar için ise ayrı bir gayret gerektiğini; gözyaşıyla, seher vakitlerinde yapılan özel tövbelerin lazım olduğunu ifade ediyor. Affetmenin yalnızca Allah'a ait olduğunu, bu sebeple hiçbir zaman cüretkâr davranmamak ve haddi bilmek gerektiğini söyleyerek sözünü bağlıyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.