Duası Kabul Olunan İnsan Olursun! | Abdurrahman Büyükkörükçü #dinisohbet
Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi bu sohbetinde, başlıktaki müjdenin şartını anlatıyor: Duası kabul olunan bir kul olmak. Sohbetin verdiği cevap, çoğu kimsenin beklediğinden farklı bir yerden geliyor — mesele sadece duanın sözlerinde değil, o duayı yapan insanın lokmasında ve kazancındadır.
Kur'an'ın diliyle dua etmek
Sohbet, Kur'an-ı Kerim'deki duaları tespit etme dersinin devamı olarak yapılıyor. Hocaefendi duaların en makbulünü sıraya koyuyor: Önce Kur'an'da zikredilen dualar, sonra Efendimizin öğrettiği dualar, ardından İslam büyüklerinin duaları. Müminin Rabbini hatırlamadan bir gün bile geçirmemesi gerektiğini vurguluyor.
Duanın kabulü ve helal lokma
Sohbetin ana bahsi burada açılıyor. Hocaefendi, alışverişte ve gıdada dikkatli olmanın müminin sorumluluğu olduğunu anlatıyor. Sadece dükkânda dürüst davranmanın, kimsenin hukukuna tecavüz etmemenin ve vergiyi tam vermenin yeterli olmadığını; eve giren gıdanın kaynağının da araştırılması gerektiğini söylüyor. Kendisine bu konuda sorular geldiğini, cevabının hep aynı olduğunu belirtiyor: Dikkatli olun, araştırın.
Sahabenin hassasiyeti
Hocaefendi bu titizliği örneksiz bırakmıyor. Sahabe döneminden, kimden alışveriş yapıldığına dikkat edilmesi gerektiğine dair bir nakli aktarıyor ve şu sonuca varıyor: Onların duyduğu hassasiyeti bugünün müminleri duymazsa, onların vardığı menzile varmak mümkün olmaz.
Önce maddi hayat, sonra manevi bereket
Hocaefendi sıralamayı net koyuyor: Rızık helal ve temiz olacak, ondan sonra Rabbimiz gönle bereket ihsan edecek ve kişi duası makbul bir kul hâline gelecektir. Ona göre mümin, maddi hayatına da manevi hayatına da aynı dikkatle bakmak zorundadır. Dinleyicilerinden bu ölçüyü çevrelerindekilere de anlatmalarını istiyor.
Hz. Âdem ve Havvâ validemizin duası
Sohbette ele alınan ilk dua, A'râf suresinin 23. ayetinde geçen duadır. Hocaefendinin aktardığı meale göre burada, nefsine zulmettiğini itiraf eden ve bağışlanmazsa hüsrana uğrayacağını söyleyen bir yakarış yer alıyor. Hocaefendi buradan şu dersi çıkarıyor: İlk insan ve ilk peygamber böyle dua ederken, bizim hâlimizin ne olacağını düşünmek gerekir.
A'râf ehlinin duası
İkinci dua, A'râf suresinin 47. ayetinde geçiyor. Hocaefendi, sureye adını veren bu topluluk hakkında farklı rivayetler bulunduğunu belirtiyor; kuvvetli rivayetlerden birine göre bunlar sevapları ile günahları denk gelen kimselerdir. Aktardığı meale göre onların duası şudur: "Rabbimiz, bizi zalimler topluluğuyla beraber kılma." Hocaefendi bu duaya ne kadar ihtiyacımız olduğunu vurguluyor ve bu duaların Arapça aslıyla ezberlenmesinin daha güzel olacağını tavsiye ederek sohbeti tamamlıyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.