Ramazan Ruhunu Yaşamak İçin Ne Yapmalı? | Abdurrahman Büyükkörükçü
Ramazan-ı Şerif'i takvimde geçen bir ay olmaktan çıkarıp gerçekten yaşamak için ne yapmak gerekir? Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi bu sohbetinde soruyu çok somut tavsiyelerle cevaplıyor: Gönlü önceden hazırlamak, dünya meşgalesini hafifletmek, çevresindekilerin yükünü azaltmak ve ayı hatimle, zikirle, duayla doldurmak.
Önce Gönlü Hazırlamak
Hocaefendi, Ramazan'a girmeden gönlün hazırlanması gerektiğini söyleyerek başlıyor. İmkânı olanların hatimle kılınan teravihlere devam etmesini tavsiye ediyor; geçen sene Konya'da otuza yakın camide hatimle teravih kılındığını hatırlatıyor. Ona göre Ramazan'da dünyalık meşgaleleri biraz hafifletmek, işi kendi tabiriyle "rölantiye almak" gerekir.
İşverene Düşen Fedakârlık
Sohbetin dikkat çeken bölümlerinden biri çalışma hayatına dair. Hocaefendi, elinin altındakilerin, hizmetlisinin, işçisinin, çalışanının yükünü hafifletenin yükünü Cenab-ı Hakk'ın da hafifleteceğine dair hadis-i şerifi hatırlatıyor. İşveren kardeşlerine Ramazan'da mesai konusunda fedakârlık göstermelerini, bunun senenin diğer aylarına yayılarak telafi edilebileceğini, çare aramanın imkânsız olmadığını söylüyor.
Bir On Lirayla Başlayan Umre
Hocaefendi Medine'de yaşadığı bir hatırayı naklediyor. İftar sofrasında yanına oturan yaşlı bir zat, yıllar önce radyodaki bir konuşmada "bir kenara on lira koyarak başlayın" tavsiyesini duyduğunu, odun kırarak geçindiği hâlde o gün ahdedip biriktirmeye başladığını ve o birikimle Mescid-i Nebevi'ye ulaştığını anlatır. Bu hatıradan hareketle hocaefendi, "nasıl gideceğim" demeden bir kenara koymaya devam etmeyi, hac ve umrenin kazanılmış paranın harcanabileceği en güzel yerlerden olduğunu ifade ediyor.
Ramazan'da Kazanç: Nafileler, Farzlar ve Hatim
Sohbette Ramazan'ın bereketi müjdelerle anlatılıyor: Bu ayda yapılan nafile ibadetlere farz sevabı verildiği, farzların ise kat kat mükâfatla karşılandığı rivayetleri hatırlatılıyor. Hocaefendi'nin cemaatinden en ciddi ricası ise açık: Ramazan'da en az bir Kur'an hatmi. Buna bolca istiğfar, zikir, tesbih ve Efendimiz'e salât ü selâm ekleniyor. İftar ve sahur vakitlerinin duanın reddolunmadığı anlar olduğu hatırlatılarak, müminlerin o vakitlerde birbirini duadan unutmaması isteniyor.
Ümmet Adına Dua Etmek
Hocaefendi son olarak amellerin ümmet-i Muhammed adına da işlenmesini istiyor: Okunan istiğfarlar, getirilen salavatlar, yapılan dualar ümmeti kapsasın. Sohbetin ikinci kısmında ise zekât meselesine geçiyor; zekâtını tam vermenin malı âdeta Allah'a sigortalamak olduğunu, zekât verildiği hâlde başa bir sıkıntı gelirse bunun da Rabbimizin bir lütfu olarak karşılanması gerektiğini ifade ediyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.