Oruç Sizi de Tutsun! Takva ve Üç Tür Oruç | Ramazan Vaazı | Ahmet Özkarataşlıoğlu
Ahmet Özkarataşlıoğlu Hocaefendi bu Ramazan vaazında tek bir soru üzerine yoğunlaşıyor: orucu tutuyoruz da, oruç bizi tutuyor mu? Vaaz, orucun asıl gayesi olan takvaya ulaşmak için nasıl bir oruç tutmak gerektiğini anlatıyor.
Orucun gayesi takva
Hocaefendi, orucun önceki ümmetlere de farz kılındığını bildiren ayet-i kerimeyi hatırlatarak başlıyor. Ayetin sonundaki gaye açıktır: umulur ki takva sahibi olursunuz. Buradan hareketle sıyâm ve savm kelimelerinin "tutmak" manasına geldiğini açıklıyor.
Oruç bizi de tutuyor
Vaazın başlığını veren tespit burada: biz orucu tutuyoruz, ama oruç da bizi tutuyor. Hocaefendi bunu iftar sofrası örneğiyle anlatıyor. Sofra kurulmuş, su, hurma, zeytin, çorba hazır; ezana bir dakika kalmış. Buna rağmen ezan okunmadan orucu açamıyorsun. İşte o bir dakika seni tutan şeydir. Aynı tutuşun günahlara karşı da işlemesi gerektiğini söylüyor: yemekten içmekten kendimizi tuttuğumuz gibi günahlardan da kendimizi tutarsak, istenilen manada oruç tutmuş oluruz.
Üç tür oruç
Vaazın merkezinde, İmam Gazâlî'nin İhyâ'sında ve İsmail Hakkı Bursevî'nin Rûhu'l-Beyân tefsirinde nakledildiği söylenen tasnif var.
Birincisi avamın orucu: yemekten, içmekten ve cinsî münasebetten uzak durmak. Orucu bozan bu üç şeyden kaçınıp farzı yerine getirmek.
İkincisi havassın yani seçkin kulların orucu: bunlara ilaveten bütün azalara oruç tutturmak, oruçluyken yalan konuşmamak, harama bakmamak. Hocaefendi burada bir kayıt düşüyor: oruçsuzken yalan mübah olmuyor elbette, ancak oruç insanı günaha karşı tutmuş oluyor.
Üçüncüsü ise kalbe de oruç tutturmak: günah arzusunun kalbe hiç uğramaması, uğrasa bile fiile dönüşmemesi. Hocaefendi bunun çok zor olduğunu, hatta birincisinde bile sınıfta kalanların çok olduğunu samimiyetle itiraf ediyor.
Ücretsiz çalışan işçi
Sadece açlık ve susuzluktan ibaret kalan orucu hocaefendi bir benzetmeyle anlatıyor: bir ay boyunca çalışıp ay sonunda ücretini alamayan işçi gibi. Farz yerine gelmiş olur; ama oruçluyken söylenen bir yalan, kasıtlı bir bakış sevabı zedeler. Orucun Allah için tutulduğunu, dolayısıyla ölçünün de O'nun rızası olduğunu hatırlatıyor.
Kendi kendimizi ölçelim
Hocaefendi somut bir muhasebe teklif ediyor: Ramazan'ın ilk günündeki hâlinizle bugünkü hâliniz arasındaki farkı hesaplayın. Aynı günahlara aynı ısrarla gidiliyorsa olgunlaşma yok demektir.
Nesillere ne bırakıyoruz
Vaazın son bölümünde hocaefendi camilerin boşalmasından duyduğu endişeyi dile getiriyor. On yıl önce sahur mukabelesinde yüz kişinin bulunduğu bir yerde bugün iki kişi gördüğünü söylüyor. Sözlerinin sitem değil ortak bir dert olduğunu belirterek, çevremizdekileri camiye davet etmeye, Ramazan'ı konuşmaya çağırıyor.
Bu yazı, vaazın ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.