Şehit Bayram Ali Öztürk Hocaefendi Kimdir?
Sakarya'nın Karasu ilçesinin Konacık köyünde 1 Mart 1952'de doğdu. Küçük yaşta babasının ölümü üzerine amcasının himayesinde ilkokul ve liseyi Sakarya'da bitirdikten sonra dışarıdan İmam hatip lisesini de bitirdi. 1971 yılında evlendi. 1973 yılında başladığı Erzurum Yüksek İslâm Enstitüsü'nü 1978 yılında bitirdi. “Giritli Sırrı Paşa ve Tefsir İlmindeki Yeri” konulu lisans tezini yazmıştır. İbrahim Paşa Camii'nde başladığı imamlık görevini Küçükköy'deki Mevlana Camii'nde 2002 yılında emekli oluncaya kadar sürdürdü. İki kızı bir oğlu vardı. Okumayı ve kitap satın almayı çok seven Bayram Ali Öztürk'ün 20 bin ciltlik kütüphanesi vardı. Osmanlı Türkçesi, Arapça, Farsça, Fransızca ve İngilizce dillerini biliyordu
Şehit Bayram Ali Öztürk Hocaefendi'nin Şehit Edilişi
İmam ve vaiz Bayram Ali Öztürk 3 Eylül 2006 tarihinde İsmailağa Camii'nde verdiği sohbet sırasında Mustafa Erdal adlı kişi tarafından bıçaklanarak öldürülmüştür. Oğlu Mahmut Öztürk, babasının Ergenekon örgütü tarafından öldürüldüğünü iddia etmiştir ve cinayetin aydınlatılmasını yetkililerden istemiştir. Ergenekon sanığı Erol Ölmez'in Bayram Ali Öztürk'ün ölümüyle ilgili açıklamalarından sonra cinayet soruşturması Ergenekon Örgütü soruşturmasına bakan Savcı Cihan Kansız’a devredilmiştir. Soruşturmanın özel yetkili savcılara devredilmesinden bir süre sonra cinayet dosyasındaki iki klasörün kaybolduğunu oğlu Mahmut Öztürk açıklamıştır. Ergenekon sanığı Erol Ölmez, Bayram Ali Öztürk'ün Rum Ortodoks Patrikhanesi tarafından İsmailağa Cemaati'nin yok edilmesi için Ergenekon'a müracaat edilerek öldürüldüğünü iddia etmiştir. Bir başka iddiaya göre Dinlerarası Diyalog'u eleştirdiği için ölümünde FETÖ'nün parmağının olabileceği ve aynı örgüt tarafından davasının üstünün örtüldüğü iddia edilmiştir. Bu iddiaların ardından dava dosyası raftan indirilerek yeniden incelemeye alınmış ve oğlunun yeniden dinlenilmesine karar verilmiştir. Yapılan araştırmalar neticesinde olay günü camide olmadıklarını ifade eden 11 kişinin cami ve çevresinde oldukları tespit edilmiştir.
Kanalımıza Abone Olun ➥ https://bit.ly/3pkNdtd
Abdülmetin Balkanlıoğlu Hoca Sohbetleri ➥ https://bit.ly/34JUJEs
Resul Bölükbaş Hocaefendi Sohbetleri ➥ https://bit.ly/3idfrEJ
İhsan Şenocak Hocaefendi Sohbetleri ➥ https://bit.ly/3cgYB4e
Ahmet Vanlıoğlu Hocaefendi Sohbetleri ➥ https://bit.ly/2RZK4mC
Timurtaş Uçar Hocaefendi Sohbetleri ➥ https://bit.ly/3fLPRFq
Medineli Hacı Osman Efendi Sohbetleri ➥ https://bit.ly/3fLSRBr
Bayram Ali Öztürk Hocaefendi Sohbetleri ➥ https://bit.ly/3z19K2y
Timurtaş Uçar Hocaefendi Sohbetleri ➥ https://bit.ly/3uNDblF
Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi Sohbetleri ➥ https://bit.ly/3ySuwlb
Tahir Büyükkörükçü Hocaefendi Sohbetleri ➥ https://bit.ly/2S5LY54
📝 İnsan Nefsi Adidir - Bayram Ali Öztürk Hoca — Yazılı Anlatım
Bayram Ali Öztürk Hocaefendi bu kısa sohbetinde nefs-i emmarenin mahiyetini ve Allah dostlarının kendi nefislerine bakışını anlatıyor. "İnsan nefsi adidir" başlığıyla yayımlanan konuşmada, insanın kendini beğenmesinin tehlikesi, nefis muhasebesinin nasıl yapılması gerektiği ve bu konuda örnek alınacak şahsiyetlerden hatıralar yer alıyor.
Nefis Muhasebesinde Tevazu
Hocaefendi, bir Allah dostunun mektubunda geçen ifadeleri aktararak söze başlıyor. Bu zat, manevi zevkiyle kendi nefsine baktığında, Avrupa'daki bir inkârcıyı bile kendisinden birkaç basamak yukarıda gördüğünü söyler. Hocaefendi bunun yanlış anlaşılmaması gerektiğini özellikle vurguluyor: Kastedilen, inkârcının önünde eğilmek değil, kişinin kendi nefsini hesaba çekerken onu hiçbir şekilde üstün görmemesidir. Hocaefendiye göre kendini başkalarından üstün gören bir insanın Allah'ı gereği gibi tanıması mümkün değildir; hele Allah dostlarına karşı büyüklük taslarsa hâli daha da vahimdir.
Nefs-i Emmarenin Zulmü
Sohbette nefs-i emmarenin ne kadar zalim olduğu çeşitli ifadelerle anlatılıyor. Hocaefendi, Hz. Mevlâna'nın herkesin bir nefs-i emmaresi olduğunu, kendi nefsinin ise "emmarenin emmaresi" olduğunu söylediğini aktarıyor. Aynı Allah dostunun, ilmini, malını, makamını ya da namaz, oruç, mukabele gibi ibadetlerini iyilik sanırken, bunların sol taraftaki meleğin yazacaklarına daha layık göründüğünü ifade ettiği anlatılıyor. Hocaefendi bu anlatımla, insanın amellerine güvenmek yerine eksiklerini görmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Gözyaşı Yerine Kan İsteyen Abide
Hocaefendi, İmam Şa'rânî'nin eserinde anlatılan salih bir hanımın hâlini de aktarıyor. Secdelerde çok ağlayan bu hanıma kendisini bu kadar yıpratmaması, ümitvar olması söylendiğinde, günahları ve ibadetlerindeki kusurlar sebebiyle gözünden yaş yerine kan akması gerektiğini, yaş aktığı için de istiğfar ettiğini söylediği rivayet ediliyor.
Sultan Ahmed'in Yeleği
Sohbetin sonunda Sultan I. Ahmed'e dair bir hatıra anlatılıyor. Hocaefendinin anlattığına göre üç kıtaya hükmeden bu padişah, Aziz Mahmud Hüdâyî Hazretleri'ne bağlıydı ve geceleri çok az uyurdu. Yatmadan önce tabaklanmamış sert deriden yapılmış bir yelek giyer, uyku bastırdığında yeleğin batmasıyla uyanıp zikre devam ederdi. Genç yaşta vefat eden padişahın cenazesini yıkayan Hüdâyî Hazretleri, bu yeleği görünce ondan övgüyle söz etmiştir.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.