Tümü 🏠 Aile ve Toplum ⏳ Ahiret ve Kabir 💚 Ahlak ve Edep 🤲 İbadet ve Namaz 🕌 Hadis ve Sünnet 🗣️ Genel Sohbet 🌙 Peygamber Kıssaları 💬 Nasihat ve Öğütler 📖 Kur'an ve Tefsir 📿 Dua ve Zikir 🕋 Hac ve Umre ⚖️ Helal Haram ☪️ İman ve İtikat 🌛 Ramazan ve Oruç 🌾 Kader ve İmtihan 📚 Kıssalar ve İbretler 📜 İslam Tarihi ✨ Tasavvuf ve Maneviyat

(73) Safımızı Belirleyelim - Ahmet Vanlıoğlu Hocaefendi

👁 436 izlenme 👍 3 📅 3 Nisan 2013 ⏱ 47:26
🎙️ Ahmet Vanlıoğlu 📿 Dua ve Zikir
Sesli (mp3) Sohbet-73 http://www.ilimmeclisi.org
📝 (73) Safımızı Belirleyelim - Ahmet Vanlıoğlu Hocaefendi — Yazılı Anlatım

Ahmet Vanlıoğlu Hocaefendi bu sohbetinde, her müminin kendine sorması gereken bir soruyu gündeme getiriyor: ben hangi safta duruyorum? Bütün insanların Allah'ın kulu olduğunu, ancak Kur'an'da bu kullardan bir kısmının Allah'ın dostları, bir kısmının ise O'na karşı duranlar olarak nitelendiğini hatırlatarak, herkesi kendi yerini tespit etmeye çağırıyor.

Kendimizi Bilmek

Hocaefendiye göre başımıza gelen sıkıntıların önemli bir kaynağı, kendimizi bilememektir. Yerimizi, mevkiimizi ve değerimizi tayin edemediğimiz için değer yerine değersizliğin peşine düşebiliyoruz. Bu yüzden önce bir durum tespiti yapmak, sonra o tespite göre yaşamak gerekir.

Rızıkta Ayrım Yoktur

Sohbette dikkat çekici bir incelik var. Hocaefendi, Allah'ın dostluk ve uzaklık bahsinde ayrım yapmasına rağmen rızık taksiminde böyle bir ayrım gözetmediğini söylüyor. Fuzuli'ye atfedilen bir mısraı hatırlatarak, rızkın herkese verildiğini ifade ediyor: fakir düşen de zengin olan da her kesimden çıkabilir. Dolayısıyla dünyevi imkânlara bakarak kimin Allah katında hangi mertebede olduğu hükmüne varılamaz.

Ölçü İmandır

Hocaefendiye göre bu ayrımın tek anahtarı imandır. "Ben Allah'ı severim" demenin yeterli olmadığını, dostluğun O'nun bildirdiklerini kabul etmekle kurulacağını söylüyor. İmanı da bu kabulün adı olarak tarif ediyor: Allah'ın varlığını, dinini ve dininin esaslarını bölüp parçalamadan benimsemek. Sohbette Allah katında geçerli dinin İslam olduğunu bildiren ayete de atıfta bulunularak, müminin ölçüsünün kendi tercihine değil bu bildirime dayanması gerektiği ifade ediliyor.

Alışkanlık mı, Şuur mu?

Hocaefendinin en sık tekrar ettiği eleştiri budur. Ona göre çoğumuz meselenin şuurunda değiliz; bir alışkanlığı tekrar ediyoruz. "Ben Müslümanım" demekle işin bittiğini sanan bir anlayışın, imanın gerektirdiği tavrı üretmediğini söylüyor. Bu yüzden işin bilerek, şuurla götürülmesi gerektiğini vurguluyor.

Hayır Kapısı Çalındığında

Sohbetin son bölümünde hocaefendi, bir hayır hizmeti için kendisine başvurulmasından yakınanlara cevap veriyor. Kapısının bir hayır işi için çalınmasını bir şans olarak görmeyi tavsiye ediyor: sen veren, hayır işleyen, kendisine başvurulan izzetli bir kimse olarak biliniyorsun, buna sevinmek ve şükretmek gerekir diyor. Camilerin, Kur'an kurslarının ve mekteplerin ayakta durabilmesi için Müslümanların birbirine sahip çıkmasının şart olduğunu ifade ediyor. Ayrıca yaşanan sıkıntılar karşısında suçu yalnız başkalarında aramamayı, herkesin kendi payına düşen sorumluluğu görmesini ve tövbe ile istiğfara yönelmesini tavsiye ederek sohbetini tamamlıyor.

Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.