(11) Allah (c.c.) ve Resulünü Üzenler (27-11-1998) - Ahmet Vanlıoğlu Hocaefendi
Ahmet Vanlıoğlu Hocaefendi bu sohbetinde, üzerinde pek durulmayan bir ayrımı ele alıyor: bütün insanlar Allah'ın kuludur, fakat Kur'an bu kulların bir kısmını dost, bir kısmını düşman olarak niteler. Sohbetin sorusu şudur: bu ayrımı belirleyen ölçü nedir ve biz kendimizi nerede görüyoruz?
Herkes Kul, Ama Hepsi Dost Değil
Hocaefendi, Kur'an'da bu meseleyi açıklayan pek çok ayet bulunduğunu belirterek başlıyor. Cenab-ı Hak kendi yarattığı kullardan bir kısmını dostları, bir kısmını ise düşmanları olarak ilan etmiştir. Buradan bir durum tespiti yapmayı öneriyor: ben hangi sınıftayım? Kendimizi bilememenin, yerimizi ve değerimizi tayin edememenin başımıza gelen sıkıntıların kaynağı olduğunu söylüyor. Değer peşinde koşacak yerde değersizliklerin talibi olmak, bu bilememenin en açık işaretidir.
Rızıkta Ayrım Yok
Hocaefendi burada bir yanlış anlamayı düzeltiyor. Bu dostluk ve düşmanlık, dünya nimetlerinin dağıtımında kendini göstermez. Fuzûlî'nin meşhur mısraını hatırlatarak Cenab-ı Hak'kın rızık taksiminde bir ayrım gözetmediğini ifade ediyor: kimse inanmadığı için aç kalmış, kimse inandığı için servete gömülmüş değildir. İnananın da inanmayanın da fakiri ve zengini vardır.
Ölçü İmandır
Sohbetin merkezindeki cevap tek kelimeyle veriliyor: iman. Hocaefendi, "ben Allah'ı severim, ben onun dostuyum" demenin tek başına bir hüküm ifade etmediğini söylüyor. Dostluk, kabul etmekle kurulur. Cenab-ı Hak'kın varlığını, dinini ve dininin esaslarını kabul edenler onun dostları olur; iman zaten bu kabulün, bu tasdikin adıdır. Hocaefendi bu nizamın Kur'an, sünnet, icmâ ve kıyas üzerine oturduğunu belirtiyor.
Allah Katında Geçerli Din
Hocaefendi, "Allah katında din İslam'dır" ve "kim İslam'dan başka bir din ararsa o kendisinden kabul edilmez" mealindeki ayetleri hatırlatıyor. Bu ayetlerin küçük yaşta cami derslerinde öğretilen ilk bilgiler arasında bulunduğunu, ancak manasının çoğu zaman kavranmadığını söylüyor. Bir müminin, Cenab-ı Hak'kın kendisi için seçtiğini bildirdiği bu ölçüyü muhafaza etmesi gerektiğini ifade ediyor.
Vermek Bir İzzettir
Sohbetin sonunda hocaefendi, kendisine yöneltilen "sözü hep yardıma bağlıyorsun" eleştirisine cevap veriyor. Caminin tamiri, Kur'an kursunun ayakta durması ve ilim hizmetlerinin sürmesi için Müslümanın kendi kardeşine başvurmasının en tabii yol olduğunu söylüyor. Asıl mesele bakış açısıdır: "Ben kapısına gelinen, kendisine başvurulan, veren bir insanım" diyebilmek bir izzettir ve şükrü gerektirir. Ders, tövbe ve istiğfarla kendimizi düzeltme çağrısıyla tamamlanıyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.