(102) Hicret-i Muhammediye - Timurtaş Uçar Hocaefendi
Timurtaş Uçar Hocaefendi bu sohbetinde hicret konusuna devam ediyor. Bir önceki derste hicretin kelime manası üzerinde durulmuştu; bu derste hicretin Kur'an-ı Kerim'deki yeri ve hükmü ele alınıyor. Sohbet, hicreti bir tarih hadisesi olmaktan çıkarıp bugün her Müslümanın önüne konan bir soruya dönüştürüyor.
Nisa suresinin 97. ayeti
Hocaefendi hicretin hükmünü Nisa suresinin 97. ayet-i kerimesinden okuyor. Ayette, ölüm meleğinin insanın ruhunu alırken soracağı sual haber veriliyor: "Ne işte idiniz?" Yani ömrünüz boyunca Allah'ın dinini yaşamak ve yaşatmak için ne yaptınız? Ayette bu suale verilen cevap da yer alıyor: "Biz o yerde zayıf düşürülmüştük." Meleklerin karşılığı ise şudur: "Allah'ın arzı geniş değil miydi? Hicret etseydiniz ya."
Hocaefendi bu ayetten şu neticeyi çıkarıyor: dininin yaşanamadığı bir yerde çakılıp kalmak, "bana dokunmayan yılan bin yaşasın" demek, ayetin muhatabı olmak demektir.
Eyüp Sultan'ın vasiyeti
Konuyu somutlaştıran en çarpıcı bölüm, Hâlid bin Zeyd Ebû Eyyûb el-Ensârî'nin kıssası. Hocaefendi, İstanbul'a Allah'ın hükmünü getirmek üzere yola çıkan orduya bu sahabinin doksan altı yaşında katıldığını anlatıyor. Yolda hastalanıp ağırlaşınca kumandana vasiyetini bildirir: kendisini geri Medine'ye götürmemelerini, İstanbul'a kadar taşıyıp oraya defnetmelerini ister. Rivayet edildiğine göre gerekçesi şudur: gömüldüğü toprağın etrafında cihat edilirken atların nal seslerini, kılıçların sesini toprağın altından işitip Allah'a hamd edecektir. Hocaefendi bu kıssayı "İslam budur, iman budur" diyerek bağlıyor.
Hicret bugün ne demek
Hocaefendi hicreti yalnız coğrafi bir yer değiştirme olarak anlamıyor. Küfürden, şirkten ve dalaletten ayrılıp Allah'a koşmak, İslam'a dönüş yapmak manasına geldiğini söylüyor. Her sabah güneş doğmadan yataktan kalkıp Allah'ın huzuruna durmayı da bir hicret olarak niteliyor. Cemaate, çocuklarının nasıl yetiştiği, hangi gaye ile yaşadıkları sorusunu nefislerine sormalarını tavsiye ediyor.
Sonraki derse bırakılan konu
Sohbetin sonunda hocaefendi, o günlerde Mescid-i Haram'a yapılan baskına değiniyor ve bu konuyla ilgili Bakara suresinin 114. ayetinin geniş izahını haftaya bıraktığını söylüyor. Ders, ümmet için yapılan uzun bir dua ile tamamlanıyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.