İMAM-I AZAM ATEİSTLERİ NASIL MAT ETTİ? - TİMURTAŞ HOCA
Bu sohbette, İmam-ı Azam Ebû Hanîfe Hazretleri'ne yöneltilen ünlü bir itiraz ve ona verilen cevap anlatılıyor; ardından bu kıssadan hareketle "hayatın baştan başa hicret olduğu" fikri işleniyor. Ana rahminden dünyaya gelişten kalbin putlardan arınmasına kadar uzanan bir hicret tasavvuru, sohbetin omurgasını oluşturuyor.
İmam-ı Azam'a Sorulan Soru
Anlatılan kıssaya göre, ahirete inanmayan bir grup İmam-ı Azam Ebû Hanîfe'ye gelerek onu güç durumda bırakmak ister. Sordukları soru şudur: Cennette insanlar istedikleri yemeği ve meyveyi bulup yiyecekler diyorsunuz; ama orada tuvalet olmayacağını da söylüyorsunuz. Alınan bir şeyin mutlaka dışarı atılması gerekmez mi? Bu nasıl mümkün olur?
Verilen Cevap
Kıssaya göre İmam-ı Azam hiç telaşlanmadan karşı soru sorar: Siz dünyaya gelmeden önce neredeydiniz? "Ana rahminde" derler. Orada ne kadar kaldınız? "Dokuz ay." Canlı mıydınız? "Elbette canlıydık, yoksa dünyaya gelemezdik." Canlı kalabilmek için beslenmek gerekmez mi? "Gerekir." Peki orada tuvaletiniz nerdeydi? Sorulara verilen cevaplar birikince, itiraz edenlerin kendi mantıklarıyla çelişkiye düştükleri ortaya çıkar. Anlatıldığına göre bu kişiler o mecliste kelime-i şehadet getirirler.
Ana Rahminden Dünyaya: İlk Hicret
Sohbette bu kıssadan hareketle asıl konuya geçiliyor. Ana rahminden dünyaya çıkış, insanın iradesi dışında gerçekleşen ilk hicret olarak anlatılıyor. Çocuğun orada bulduğu düzenin ne kadar kusursuz olduğu; doğar doğmaz ağlamasının aslında ağzının ve burnunun açılmasını, ciğerlere havanın ulaşmasını sağladığı; annenin göğsünde doğumdan önce bulunmayan sütün, doğum yaklaştıkça hazırlandığı örnekleriyle ilahi nizamın inceliği anlatılıyor. Hicret eden insana yapılan bu muamele, rahmetin ve bereketin işareti sayılıyor.
Kelime-i Tevhid: Kalbin Hicreti
Sohbetin en dikkat çekici tespitlerinden biri, kelime-i tevhidin kendisinin de bir hicret oluşu. "Lâ ilâhe" demek kalbin putlardan, sahte ilahlardan ve tağuttan ayrılması; "illallah" ise bundan sonra gelen fetihtir. Ayrılık olmadan varış olmadığı gibi, "lâ ilâhe" denmeden "illallah"a ulaşılmadığı anlatılıyor. Böylece hicretin yalnızca coğrafi bir yer değiştirme değil; itikatta, zihinde ve kalpte her an yaşanan bir hâl olduğu vurgulanıyor.
Kur'an'a Sarılmak
Sohbetin sonuna doğru, müminlerin birbiriyle uğraşmayı bırakıp Kur'an etrafında bütünleşmesi gerektiği tavsiye ediliyor; ayrılıkla geçen enerjinin asıl meseleyi görmeye engel olduğu söyleniyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.